'Sınav Haberleri' Kategorisi için Arşiv

YENİ KATSAYI ORANLARI

Salı, Aralık 22nd, 2009

Yüksek Öğretim Kurumu yeni katsayı oranını açıkladı; buna göre YÖK Genel Kurulu, üniversiteye giriş sınavında adaylara “farklı katsayı” uygulanmasını kararlaştırdı. Bu çerçevede adayların, puanları hesaplanırken kendi alanıyla ilgili program tercihinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanları (AOBP) 0.15, alan dışı tercihte 0.13 ile çarpılacak.

Üniversiteye giriş için yapılacak birinci ve ikinci aşama sınavlarında Türkiye genelinde ilk bine giren adaylara lise türü gözetilmeksizin yüksek olan katsayı (0.15) uygulanacak.

YÖK Genel Kurulu’nun bugünkü toplantısının ardından alınan kararları, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan açıkladı. Özcan, açıklamasında şunları kaydetti;

YÖK Genel Kurulu’nun 21 Temmuz 2009 tarihinde aldığı karardaki 3,4 ve 5. maddeleri hakkında Danıştay 8. Dairesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmesi üzerine ortaya çıkan hukuki boşluğun doldurulması zorunluluğu karşısında herhangi bir karışıklık olmaması için 3,4 ve 5. maddeler kaldırılmıştır. Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) puanlarıyla yerleştirme yapılan programlar ile Lisans Yerleştirme Programı (LYS) puanları esas alınarak, yerleştirme yapılan programlarda ilgili AOBP adayın kendi alanında bir programı tercih etmesi halinde 0.15, alanı dışında tercih yapması halinde 0.13 ile çarpılır. Ortaya çıkan sayının sınav sonucuna eklenmesi suretiyle bu aşamadaki yerleştirmeye esas olacak puan belirlenir.

Adaylardan öğretmen lisesi ve meslek lisesi mezunu olanların sınavsız kayıt hakkı olanlar dışında kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde ilgili AOBP’lerinin 0.05 ile çarpımı sonucunda bulunan puan, diğer puanlarına ayrıca eklenir.

Meslek Yüksekokullarının sınavsız geçişten boş kalan kontenjanlarına, açıköğretim programlarına ve meslek liselerinin devamı niteliğindeki lisans programlarına YGS puanları esas alınarak yerleştirme yapılır.

Sınavsız geçiş dışındaki önlisans ve açıköğretim programlarını tercih edebilmek için en az 140 YGS puanı gerekir. YGS puan türlerinden en az birinden 180 puan alan adaylar, LYS sınavlarından istediklerine girme hakkı kazanırlar. Lisans programlarını tercih edebilmek için ilgili puan türünde en az 180 puan almak gerekir.

YGS ile LYS sonucu oluşan her puan türünde Türkiye genelinde ilk bin kişi arasına giren adayların yerleştirme puanı hesaplanırken AOBP’lerinde tercih edeceği bütün programlar için alan içi katsayı değeri (0.15) kullanılır.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, katsayı farkı belirlenirken Danıştay kararında belirtilen yönlendirme ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen ölçülülük ilkelerinin esas alındığını söyledi.

Özcan, YÖK Genel Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, 1998 yılında üniversiteye giriş sisteminde esaslı bir değişikliğe gidildiğini anımsatarak, “1999 yılına kadar ortaöğretim müfredatının tamamına dayalı bilgi ölçmeye yönelik bir sınav sistemi uygulanıyorken, bu değişiklikle sınav sistemi ilköğretimin tamamı ile ortaöğretim kurumlarının birinci sınıflarında okutulan ortak derslerden edinilen bilgiye dayalı bir yetenek sınavına dönüştürülmüştür” dedi.

Ortaöğretimin diğer sınıflarında okutulan derslerdeki başarının ve ortaöğretimdeki alanlardan yükseköğretime yönlendirmenin ise katsayı uygulamasıyla sağlanmaya çalışıldığını anlatan Özcan, “Ancak bu uygulama öğrencilerin yetenek sınavına odaklanmasına yol açmış ve ortaöğretimin diğer sınıflarındaki derslere ilgiyi azaltmıştır. Bu durum da öğrencilerin yükseköğretime daha az donanımla gelmeleri sonucu doğurmuştur” diye konuştu.

Bu olumsuzlukları gidermek amacıyla 2005 yılında yetenek sınavının yanında ortaöğretim müfredatının tüm derslerinde verilen bilgiyi ölçmeyi amaçlayan yeni bir sınav sistemine geçildiğini dile getiren Özcan, 2009 yılında ise bu sistemin daha da geliştirildiğini ve sınavın iki aşamalı hale getirildiğini anlattı.

Bilgi ölçmeyi amaçlayan bu sistemde her bir alana ilişkin soru sayılarının artırıldığını belirten Özcan, farklı puan türleri oluşturularak, öğrencilerin belirli alanlara yönlendirilmelerinin ve daha donanımlı olarak yükseköğretim programlarına yerleştirilmelerinin amaçlandığını kaydetti.

Özcan, 1999-2008 döneminde uygulanan sınav sistemlerinde “adayların ortaöğretimden kazandığı alan bilgileriyle tam örtüşmeyen, aynı puan türü içinde değerlendirilen ama farklı yeterlilikler gerektiren programlara yerleştirme yapıldığını” söyleyerek, “Artık 2010 yılında uygulanacak olan yeni sistem ile her programın gereksinim duyduğu yeterlilikler esas alınmıştır. Böylece yeni yerleştirme sistemiyle öğrenciler doğal olarak, ortaöğretimdeki alan ve kazanımları doğrultusunda yükseköğretim programlarına yerleşme imkanına kavuşmuşlardır” dedi.

Yükseköğretime giriş sınav sisteminde 1999-2009 döneminde ortaya çıkan bu gelişmelerin 1998 yılında alınan kararla oluşturulan katsayı sisteminin 2010 yılı itibarıyla uygulanmasını imkansız hale getirdiğini ifade eden Özcan, YÖK’ün 21 Temmuz 2009 tarihindeki 1266 sayılı kararının bu gerekçeyle alındığını söyledi.

Özcan, Danıştay’ın, söz konusu kararın katsayıya ilişkin düzenlemelerinin yürütmesini durdurduğunu hatırlatarak, Danıştay kararı nedeniyle oluşan hukuki boşluğu gidermek amacıyla yeni bir karar alınması gereğinin ortaya çıktığına dikkati çekti.

Yeni düzenleme yapılırken, yargı kararının gerekçelerinin irdelendiğini belirten Özcan, Anayasa’nın 2, 5, 12, 13 ve 42. maddelerinin, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ilgili hükümleriyle yükseköğretime giriş sınav sistemindeki gelişmelerin bir bütün halinde ve karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğini vurguladı.

Özcan, şöyle devam etti: “Bu doğrultuda her ne kadar iki aşamalı yeni sınav sisteminde sınav soruları ve puan türleri yoluyla yönlendirme yapılıyor ise de Danıştay kararı uyarınca, bu yönlendirmenin farklı katsayı uygulamasıyla desteklenmesi yoluna gidilmiştir. Katsayı farkı belirlenirken, Danıştay kararında belirtilen ‘yönlendirme’ ve Anayasamızın 13. maddesinde belirtilen ‘ölçülülük’ ilkesi esas alınmıştır. Nitekim Anayasa’nın 13. maddesinde ortaya konulan ölçülülük ilkesi esas olarak bireyin temel haklarını devlete karşı korumayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede yönlendirme amacıyla getirilen sınırlama, hiçbir zaman bireyin yükseköğretim hakkını ortadan kaldırmamalı. Sadece istediği takdirde beklenebilecek makul seviyede bir gayretle bu sınırlamayı aşabilmesine imkan vermelidir. Tersine bir uygulama hem yönlendirme hem de ölçülülük ilkesinin amaçladığı sınırları aşan, bireyi katlamayacağı bir sorumluluk altına sokarak, Anayasa’nın beşinci maddesinde güvence altına alınan bireyin maddi ve manevi varlığının gelişmesini engelleyecek bir niteliğe dönüşebilecektir. Bu temel ilke ve yaklaşım, farklı katsayıların belirlenmesinde ölçüt olarak alınmıştır.”

YÖK yetkilileri, 0.15 ve 0.13 olarak belirlenen kat sayılar arasındaki farkın sembolik olmadığını bildirdi.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan YÖK yetkilileri, YÖK Genel Kurulu Toplantısı’nda, adayların kendi alanlarıyla ilgili bir yüksek öğretim programını tercih etmeleri halinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanlarının (AÖBP) 0.15, kendi alanları dışında bir yüksek öğretim programını tercih etmeleri halinde ise 0.13 ile çarpılacağı yönünde karar alındığına işaret etti.

Bu iki katsayı arasındaki farkın sembolik olmadığını söyleyen yetkililer, farkın ortalama 10 puana denk geldiğini kaydetti. Yetkililer, bu 10 puanın da ortalama 8 soru çözülerek alınabileceğini ifade etti.

Öte yandan, bugün gerçekleştirilen YÖK Genel Kurulu Toplantısı sürerken Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan da YÖK’e geldi.

Yarımağan, toplantının ardındın YÖK’ten ayrılırken gazetecilerin soruları üzerine, toplantıya katılmadığını ancak teknik bazı konularda kendisine görüş sorduklarını kaydetti.

Ünal Yarımağan, gazetecilerin “Alınan kararlardan memnun musunuz?” sorusuna, “memnunum” karşılığını verdi.

Yarımağan, sınav takviminin de daha önce planlandığı şekilde uygulanacağını, herhangi bir değişiklik olmayacağını bildirdi.

Danıştay’dan flaş katsayı kararı

Çarşamba, Kasım 25th, 2009

İmam hatiplere üniversite yolunu açan YÖK kararını inceleyen Danıştay’dan çok kritik bir karar geldi..

Danıştay 8. Dairesi, YÖK’ün üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini oy birliği ile durdurdu.

Bu karara göre, düz liseler ile aralarında imam hatip liselerinin de bulunduğu meslek liseleri arasında üniversiteye girişte katsayı farkı sürecek.

“AMACIN DIŞINA ÇIKILDI”

Dairenin kararında, milli eğitim sisteminin yönlendirmeye ilişkin kuralları ile 2547 sayılı Yasanın 45. maddesinde yer alan kurallar yürürlükte ve uygulanıyor iken, bu kuralların uygulanmasını bertaraf edecek şekilde alınan dava konusu kararın, eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozacak nitelik taşıdığı ve uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi amacının dışına çıkıldığının görüldüğü vurgulandı.

“HUKUKA AYKIRI” GEREKÇESİ

Kararda, ”Bu durumda, dava konusu kararın 3, 4. ve 5. maddelerinin, dayanağı yasa hükümlerine aykırı olduğu gibi eğitim sisteminin, hukuka uygun oldukları istikrar kazanmış yargı kararları ile de ortaya konulmuş olan amaç ve ilkelerine, hukuka ve hakkaniyete uygun değildir. Dava konusu kararın uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar oluşacağı da açıktır” denildi.

YÖK’ÜN İTİRAZ HAKKI BULUNUYOR

Davalı YÖK’ün bu karara itiraz hakkı bulunuyor. İtirazı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu görüşecek.

İSTANBUL BAROSU BAŞVURMUŞTU

İstanbul Barosu Başkanlığı, Yükseköğretim Genel Kurulunun (YÖK) yükseköğretime girişte katsayı puanı uygulamasının kaldırılmasına ilişkin 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açmıştı.

Hakim babadan ÖSS için dava..

Pazartesi, Kasım 23rd, 2009

Dilekçe kabul olursa ÖSS sistemi değişebilir

İzmir’de hakim baba tek kat sayı uygulamasının 2010 yılındaki sınavda uygulanmaması istemiyle Danıştay’a başvurdu.

İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Erhan Atlı, dava dilekçesinde, tek katsayı uygulamasının Matematik-Fen grubu öğrencilerine bariz şekilde avantaj sağladığını öne sürdü.

Hakim Atlı, dilekçesinde, YÖK’ün 21 Temmuz 2009 tarihli kararıyla, kendi alanından bölüm seçen öğrenciler ile alan dışı tercih yapan öğrenciler arasında uygulanan katsayı farkının kaldırıldığını belirtti.

Hakim Atlı’nın kızı Banu’nun babası gibi hukukçu olmak istediği öğrenildi.
Dilekçesinde kızının Türkçe-Matematik bölümünü seçtiğini ifade eden baba şu ifadelere yer verdi:

“Kızım, Türkçe-Matematik bölümünü seçtiği 2007-2008 yılındaki kurallara göre alan seçmiş ve geleceğine yön vermiştir. Bu yıl sınava katılacaktır. Yükseköğretim Kurulunun tespit ettiği kurallar ile başladığı yarışın son bölümünde kural değişikliğiyle karşılaşmıştır. Yeni kurallar kızımın durumunda olan öğrenciler yönünden değil, bir yıl sonra üniversite sınavına girecek, yani 2010-2011 yılında sınava girecek öğrenciler yönünden uygulanması gerekir.”

Yeni sistem ile fen dersleri alan pek çok öğrencinin hukuk, siyasal gibi okullara yöneldiğini kaydeden Erhan, “Bu durum dershanelerdeki bölüm ayrışmalarından da açıkça bellidir. Yeni sistem çok bariz şekilde sayısal eğitimi alan, 2009-2010 eğitim yılında üniversite sınavına girecek öğrenciler açısından avantaj sağlamıştır. Kamu kurum ve kuruluşları yaptıkları işlemlerde, hukuk devleti, eşitlik, güvenilirlik ilkelerini zedelememelidir” dedi.

Atlı, eskisi gibi kendi alanını tercih eden öğrenciler için 0.8, alan dışı tercihler için de 0.3′lük katsayı uygulamasının bu yıl da sürmesini talep etti.

ÖSS’de ilk 2 bine girene ABD’de eğitim şansı bizden

Pazar, Temmuz 12th, 2009

Bahçeşehir Üniversitesi, bu yıl ÖSS’de ilk 2 bine giren öğrencilere lisans eğitiminden yurt dışında master ve doktoraya kadar 11 yıllık eğitim paketi sunuyor. Ayrıca ÖSS’de ilk 10’a giren öğrenciler eğer Bahçeşehir Üniversitesi’ni tercih ederse ABD’deki Northeastern Üniversitesi’nde nanoteknoloji alanında doktora yapabilecek

12 Haziran 2009 tarihinde yapılan ÖSS’ye 1 milyon 349 bin öğrenci girdi. Gelecek puanlara göre öğrenciler üniversite tercih sıralaması yapacak ve ÖSYM’ye bildirecek. ÖSYM tarafından sıralama yapılacak öğrencilerin hangi üniversiteleri kazandığı açıklanacak. Sınavın bittiği günden itibaren hem öğrencilerde hem de üniversitelerde tatlı bir heyecan başladı. Öğrenciler gidebilecekleri üniversiteler hakkında bilgi toplamaya çalışırken üniversiteler de ilk 2 bine giren başarılı öğrencileri kendilerine çekmek için farklı olanaklar sunuyorlar. Bunlardan biri olan Bahçeşehir Üniversitesi, bu yıl ÖSS’de ilk 2 bine giren öğrencilere lisans eğitiminden yurt dışında master ve doktoraya kadar 11 yıllık eğitim paketi sunuyor. Ayrıca ÖSS’de ilk 10’a giren öğrenciler eğer Bahçeşehir Üniversitesi’ni tercih ederse ABD’deki Northeastern Üniversitesi’nde nanoteknoloji alanında doktora yapabilecek. Yeni öğretim yılının hazırlıklarının yapıldığı şu günlerde vakıf üniversitelerinin yüksek öğrenime kazandırdıklarını, yeni projeleri ve yeni üniversite kavramını Bahşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel ve Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan ile konuştuk. İşte onların ağzından “artık duvarları olmayan, kampüs sınırlarını globalleştiren” yeni üniversite kavramı…
Krizde işsiz kalan Harvard’lılar önümüzdeki yıl bize gelecek

BAHÇEŞEHİR Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel: Bundan 10 yıl önce, Türkiye’deki öğrenciler kendi aralarında rekabet halindeydiler. Kendi akranları arasında en iyi olmaya çalışıyorlardı. Ancak günümüzde bu sistem değişti. Artık dünyada kendi akranların arasında en iyi olma yarışı başladı. Vakıf üniversitelerinin açılmasıyla da Türkiye’deki gençlerin dünyayla rakabet edebilme olanakları ortaya çıktı.

Üniversiteler arasındaki rekabet öğrencilere yaradı. Böylece üniversiteler daha verimli hale geldi. Üniversite seçme konumuna gelen öğrenciye sadece lisans programı sunmak yeterli değil. Artık öğrencilere neredeyse 11 yıllarını programlayan lisans, yüksek lisans ve doktora programları sunmanız gerekiyor.

Dünyadaki sistem bu hale geldi. Bu sisteme ayak uyduran üniversiteler daha ileriye gidecek. Tek tip eğitim devri bitti. Uluslararası ilişkiler devreye girdi ve eğitim bu sisteme göre yeniden şekillendirildi. Bugün Japonya’daki, Rusya’daki, ABD’deki, Almanya’daki üniversitelerle program anlaşmaları yapıyoruz. Dünyayla entegre oluyoruz. Hatta Avrupa Üniversiteler Birliği’ne akredite olduk. AB kriterlerine göre eğitim veriyoruz ve sürekli denetleniyoruz.

Dünya ekonomik krizin etkisi altında. Bence Türk üniversiteleri olarak krizi fırsata çevirebiliriz. Özellikle ABD’deki üniversitelerde bir çok öğretim üyesi işten çıkartıldı. Değerli akademisyenler işsiz kaldı. Harvard’dan bir örnek vermek istiyorum. Yıllık geliri 40 milyar dolar olan Harvard, bu yıl 30 milyar dolar gelir bekliyor. Bu yüzden Harvard eleman çıkartıyor. Bu kaliteli öğretim üyelerinden istifade etmeliyiz.

Eğer sıçrama yapmak istiyorsak yüksek öğretime yatırım yapmamız şart ve ekonomik kriz bizim için bir fırsat. Bilginin üretilmesi için kaliteli öğretim üyelerini Türkiye’ye getirebiliriz. Bu yüzden geçtiğimiz yıl her fakülteye en az bir bayancı öğretim üyesi getirme kararı aldık.

Önümüzdeki yıl 16 yabancı hoca gelecek ve öğrencilerimize ders verecek. Aralarında Harvard’ta doktoro yapan öğretim üyeleri de var. Ancak bu değişimi öğretim üyeleriyle sınırlı tutmadık. 5 yıl içinde öğrencilerimizin en az yüzde 5’inin yabancı olmasını istiyoruz. Kendimize böyle bir hedef koyduk ve çalışmalara başladık.
Profesörlerle birlikte profesyoneller de ders verecek

ÜNİVERSİTELERLE iş dünyası iç içe olmak zorunda. Üniversite iş dünyasına “İşine gelirse, biz böyle yetiştirdik” diyemez. Sonuç olarak biz iş dünyasına eleman yetiştiriyoruz. İş dünyası benim üretimimden memnun mu değil mi bilmem lazım. Yetişmiş öğrenci, ekonominin en önemli girdilerinden biridir.

Sonuç olarak müşteri memnuniyeti çok önemli. Bu noktada sadece profesörlerin eğitim verdiği kurum değil, aynı zamanda profesyonellerin de öğrencilerle karşı karşıya gelebileceği, iletişim kurabileceği kurum olmamız gerekiyor. İşte bu yüzden CO-OP Projesi’ne çok büyük önem veriyoruz.

Üniversiteler bu kadar öğrenciyi hak ediyor mu?

BİR eğitimci olarak kendime bazen şu soruyu soruyorum, “Üniversiteler bu kadar öğrenciyi hak ediyor mu?” Türkiye’nin en önemli eğitim sorunlarından biri üniversitelerin öğrenciyi seçememesi. Örneğin ABD’de Northeastern Üniversitesi’ne geçen yıl 34 bin öğrenci başvurdu.

Sadece 2 bin 600 öğrenci üniversiteye kabul edildi. Eğer kendi öğrencimizi seçebilsek daha büyük dinamizm yakalayabiliriz. Sonuç olarak devlet üniversitelerinin öğrenci kaygısı yok. Harvard’ın bile var ama bizim devlet üniversitelerinin yok. Sadece sınav sonucuna göre öğrenci seçilmemeli.

ABD’de, Japonya’da da sınav var ama tek kriter değil. Çocuğun sosyal etkinliklerini, diğer yetenekleri de sorgulanıyor. Yüksek öğretimin içeriğini değiştirmeliyiz. Dünyayla entegne olmalıyız. Öğrenci endeksli sisteme geçmeliyiz.

‘AB kriterlerine göre eğitim veriyoruz’

Yeni öğretim yılının hazırlıklarının yapıldığı şu günlerde vakıf üniversitelerinin yüksek öğrenime kazandırdıklarını dile getiren Bahşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel şunları söyledi: “Tek tip eğitim devri bitti. Uluslararası ilişkiler devreye girdi. Eğitim bu sisteme göre yeniden şekillendirildi. Dünyadaki saygın üniversitelerle program anlaşmaları yapıyoruz. AB kriterlerine göre eğitim veriyoruz.”

Üniversiteniz bana ne katacak?

ÖSS bitti ve yakında sonuçlar açıklanacak. Yüzbinlerce gencimiz ise hangi üniversiteye gideceğine karar verecek. Bu noktada öğrencilere iki tavsiyem olacak. Birincisi, puanlarına göre bir sıralama yapacaklar. Bu sıralama tercih sıralaması değil. Bunun adı istek sıralamasadır. Puanı ne olursa olsun en çok istediğin okulu birinci sıraya yaz. Puanların yüksekliğine göre sıralama yapma. Çünkü mutsuz olacağın bir okul karşına çıkabilir.

İkinci tavsiyem ise üniversitelere gitsinler. Rektöre ya da fakülte dekanlarına çıksınlar ve onlara şu soruyu sorsunlar: “Üniversiteniz bana ne katacak?” Bu soruya verilecek cevaba göre hareket edin. Size çizecekleri yol haritası sizi geleceğe götürecek haritadır. Bahçeşehir Üniversitesi olarak en büyük avantajımız gençliğimiz ve gençliğimizin dinamizmini kullanıyoruz.

100’ün üzerinde üniversiteyle işbirliği içindeyiz. Kendimize bir hedef belirledik. 2023 yılına geldiğimizde yani Cumhuriyet’in 100’üncü yılıyla üniversitemizin kuruluşunun 25’inci yılı aynı zamana denk geliyor. Bu
tarihte dünya üzerindeki en iyi 500 üniversite arasına gireceğiz.

Duvarlara karşıyız artık kampüs kavramı kalmadı

EN nitelikli eğitim, en kısa zamanda aktarılandır. Zaman kaybı, kaynak kaybıdır. Bugün üniversiteye gelen bir öğrenci 28 yaşına geldiğinde doktor unvanı alabilir. Ben de
28 yaşında doktor oldum. Artık günümüzün rekabet koşullarında doktora çok önemli bir hedef haline geldi. Ancak burada önemli olan nitelikli doktora yapmak, uluslararası bağlantıyla güçlü bir programı bitirmektir. Ayrıca üniversitelerin bir diğer görevi de nitelikli öğretim üyesi yetiştirmek. Bu işi sadece devletin yapmasını beklemek hata olur.

Masrafları biz karşılıyoruz

Bugün ÖSS’de ilk 2 bine giren öğrencilere üniversiteler bir çok imkan tanıyor. Bir çoğu yüksek burslar sağlıyor, ev veriyor, yurt imkanı temin ediyor. Bizim üniversite olarak burs imkanımız yok ancak kurum olarak imkanlarımızı akademik desteğe yoğunlaştırdık. Peki ne yapıyoruz. Öncelikle ilk 2 bine girip bizi seçen öğrencilere burs ve gıda yardımı olarak 9 ay boyunca 1500 TL veriyoruz. Bundan sonraki bütün imkanlar öğrencilerin eğitimi için. Örneğin İngilizce hazırlık eğitimini, isteyen öğrenci ABD’de alabilir. Anlaştığımız

4 kurum var. Konaklama ve eğitim maliyetlerini biz karşılıyoruz. İsteyen ise İstanbul’da bu eğitimi alabiliyor.

Nano Teknoloji doktorası

Öğrencilerimize lisans bittikten sonra yurt dışında master ve doktora imkanı sunuyoruz. Özellikle ÖSS’de ilk 10’a girip bizim üniversitemizde mühendislik bölümünü seçen öğrencileri ABD’ye doktora için burslu yollayacağız. Burada nano teknoloji alanında doktora yapacaklar. Gidecekleri Üniversite ise Northeastern Üniversitesi. Bu üniversite alanında en iyi nano teknoloji laboratvuarına sahip. Master yapmak isteyen öğrencilere ise yıllık 20 bin dolar burs vereceğiz. Mimarlık programındaki öğrenciler yaz aylarında İtalya, Japonya ve Avusturya’ya giderek eğitimlerine devam ediyor. Özellikle mimarlıkta başka ülkelerdeki uygulamalar çok önemli. Öğrenciler bu değişiklikleri yerinde takip edebiliyor.

Üniversal iklime girildi

Üniversitelerde duvara karşıyız. Artık kampüs kavramı kalmadı. Hatta semt, il, ülke sınırları aşıldı. Üniversal iklim içine girildi. Üniversitelerin önceden muhafazakâr yapısı vardı, içine kapalıydı. Artık hepsi dışarı açılma çabası içinde. Eğitimde en iyi aranıyor. En iyiyi bulmak adına üniversitemizde düşünsel, ideolojik, bireysel duvarları kabul etmiyoruz. Dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerle bağlantı içindeyiz. Hukuk bölümünü bitiren öğrencilerden akademik kariyer yapmak isteyenlere imkan veriyoruz. 4 öğrenciyi Almanya’ya burslu gönderiyoruz ve doktora yapmalarını sağlıyoruz. Eğer öğrencimiz sektöre girmek istiyorsa ABD’ye yolluyoruz. Burada aldığı eğitim sonunda ABD’deki baro sınavına girme hakkı kazanıyor. Günümüz dünyasında eğitimde sınırlar kalktı ve bunu yakından takip edilmesi gerekiyor.

Bahçeşehir Üniversitesi’ne gelen öğrenci, yabancı dil programını bitirdikten sonra ilk yıl genel eğitim alıyor. İkinci ve üçüncü sınıfta ise branş dersleri görüyor. Son sınıfta uzmanlığa geçiyor. Son yıl için CO-OP programı uyguluyoruz. CO-OP programını dünyada en iyi uygulayan üniversitelerin başında Northeastern Üniversitesi geliyor. Onlardan bu programı aldık ve ülkemiz şartlarına uyarladık. Türkiye’nin alanında uzman olan 100 firmayla anlaştık. Bu şirketlerin CEO’ları ya da birim yöneticileri gelerek ders veriyor. Bu sisteme “Markalı dersler” adını verdik. Programı aldığımız Northeastern Üniversitesi bizden bu yöntemi nasıl yaptığımızı öğrendi. Şimdi onlar da bunu uygulayacak. Sistemin bir başka özelliği de isteyen öğrenci boş vakitlerinde bu şirketlere giderek staj yapabilecek. İsteyen öğrenci eğitimini bir yıl dondurup bu şirketlerde çalışabilecek. Özellikle “staj” kelimesini kullanmıyorum çünkü Türkiye’de staj “kahve getir, çay götür” biçminde algılanıyor. Biz bu şirketlerde öğrencilerin aktif şekilde rol almalarını istiyoruz ve bu konu çalışmalarımız var.

İlk adres İstanbul olmalı

Bahçeşehir Üniversitesi geçen yıl ÖSS’de ilk 2 bine giren öğrencilerin İstanbul’da en fazla tercih ettiği ikinci üniversite oldu. 81 öğrenci bizi tercih etti. Birinci ise Koç Üniversitesi. Onları tercih eden öğrenci sayısı 89. Genelde veliler Ankara’yı tercih ediyor. Bilkent Üniversitesi birinci sırada geliyor. Geçen yıl 289 öğrenci Bilkent’i tercih etmiş. Ankara’yı İstanbul’a göre daha güvenli buluyor. Ancak unutmasınlar ki iş dünyasının merkezi İstanbul. Çocuğunuz eğer özel sektörde çalışacaksa geleceği ilk adres İstanbul olmalıdır.

Veliler de derse girebilir

Üniversite olarak hayat boyu eğitimi destekliyoruz. Bu alanda çalışmalarımız var. Siyaset Okulu ve Felfese Okulu açtık. Bu okullara girmek için ÖSS şartı yok. Öğrenciler de başvurabilir, onların velileri de… Yakında Edebiyat ve Tarih okullarını da açacağız. Bu okulların 8 haftalık program ücreti ise 150 TL civarında. Kâr amaçlı programlar değil. Bizim için paylaşılan bilgi en büyük kâr. Tek beklentimiz toplumsal fayda. Elimizdeki zengin akademik kadroyu sadece üniversite eğitimi için kullanmak toplumsal ihanet olur.

İLETİŞİM: Bahçeşehir Üniversitesi: Çırağan Cad. Osmanpaşa

Mektebi Sk. No: 4/6 Beşiktaş-İstanbul Tel: (0212) 381 00 00

www. Bahcesehir.edu.tr aday.bahcesehir.edu.tr

ÖSS birincisinin sırrı

Pazar, Temmuz 12th, 2009

ÖĞRENCİ Seçme Sınavı’nda SÖZ-1 ve Eşit Ağırlık-1 puan türlerinde birinci olan Kayserili Mustafa Öztürk’ün evinde büyük sevinç yaşandı. Annesi Firdevs Öztürk, İstanbul’da olan oğlu Mustafa’nın, kurşun kalemle çalışma odasının duvarlarına ders notlarını yazdığını, böylece daha iyi tekrar yaptığını söyledi.

ÖSS’de iki puan türünde Türkiye birincisi olan Hisarcıklıoğlu Fen Lisesi öğrencisi Mustafa Öztürk’ün Kayseri’deki evinde coşku vardı. Okulunda başarılı bir öğrenci olan Mustafa Öztürk’ün babası Mehmet Öztürk, oğlunun sınava geceleri çalıştığını anlattı. Kayseri’de mali müşavirlik yapan baba Mehmet Öztürk, oğluyla gurur duyduğunu söyleyerek, “Sınav boyunca sosyal ilişkileri iyi değildi. Aklında sadece sınavı kazanmak vardı. Oğlum iyi bir öğrenciydi. Lise 1′den beri ÖSS’ye hazırlanıyordu. Dereceye girdiği için çok mutluyuz” dedi.    

Ev kadını olan anne 40 yaşındaki Firdevs Öztürk ise oğlunun sınava çok iyi çalıştığını vurgulayarak, “Ders notlarını kurşun kalemle duvarlara yazdı. Sınavdan sonra silmeme izin vermedi. Kağıtlar onun için yetersiz kalmıştı. Oğlum dereceye girdiği için gururluyum” diye konuştu.

Mustafa’nın ağabeyi Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi son sınıf öğrencisi 22 yaşındaki Abdullah Öztürk ise kardeşinin sınava hazırlanırken sadece ders çalışmadığını, roman ve deneme kitapları okuduğunu belirtti. Bu sırada Mustafa’nın evine akın eden komşuları ve akrabaları ise Mustafa’nın çevresinde efendi kişiliğiyle tanındığını söyledi.

Bu çeşmeden su içen ÖSS’yi kazanıyormuş!

Pazartesi, Temmuz 6th, 2009

ÖSS adayları, sınavdan önceki son günlerinde yurdun dört bir yanındaki türbelere akın etti

Kimi çaput bağladı, kimi duvarlara kazanmak istedikleri bölümleri yazdı. Karabük Safranbolu’daki Yıldızbaba türbesine giden adaylar da suyundan içenin dileğinin gerçekleştiğine inanılan bu çeşmenin önünde kuyruk oldu.

Uçakların yönü değişti

Trabzon’da ÖSS sırasında öğrencilerin gürültüden rahatsız olmaması için normalde batı yönüne havalanan uçaklar bugün doğu yönüne kalkış yapıyor. Vali Nuri Okutan, bu tedbiri öğrencilerin sınava daha iyi konsantre olabilmeleri için aldıklarını söyledi.

Son 10 günde 4.5 milyon öğrenci sınavlarda ter döktü

Öğrenciler son 10 gündür büyük bir yarış maratonuna girdi. 4.529.423 öğrenci ÖSS ve SBS’de ter döktü…

Bugün Türkiye’de tüm il ve bazı ilçe merkezleri ile Lefkoşa’da yapılacak ÖSS sınavına 1 milyon 349 bin 423 aday katıldı. Sınavlarda Milli Eğitim Bakanlığından yaklaşık 300 bin kişi görev yaptı. Sınav sonuçları adaylara Temmuz ayında ’www.osym.gov.tr’adresinden aracılığıyla açıklanacak. ÖSS bugünden sonra tarih olacak. Çünkü önümüzdeki yıldan itibaren Yükseköğretim Geçiş Sınavı (YGS) adıyla uygulanmaya başlanacak iki aşamalı sisteme geçilecek.

SBS 3 milyonu terletti

Son 10 gün içinde YÖK’ün düzenlediği Seviye Belirleme Sınavı’na (SBS) ise yaklaşık 3.180.000 öğrenci katıldı. 1 milyon 30 bin İlköğretim 8’inci sınıf öğrencisi 6 Haziran Pazar günü sınava girmişti. Ertesi gün 1 milyon 50 bin 7’nci sınıf öğrencisi SBS’ye girdi. Dün, yani 13 Haziran Cumartesi günü ise 6’ncı sınıf öğrencileri için Seviye Belirleme Sınavı yapıldı. 1 milyon 100 bin öğrenci de bu sınava girdi. 8’inci sınıfların sınav sonuçları 13 Temmuz 2009’da, 6 ve 7’nci sınıfların sonuçları ise 31 Temmuz 2009’da www.meb.gov.tr adresinde ilan edilecek.

Matematikçiler - Ödev Arsivi - Secme Sinavi - Anında Tercüme  - İnteraktif Çeviri - Oyun - İzmirden Haber - Karabaglar