Yazar Arşivi

Öğretimlerde Benzetimlerden Yararlanma

Pazar, Mart 21st, 2010

Benzetim, gerçek hayattan alınmış bir durumun öğrenilmesi gereken önemli noktalarını taşıyan sembolik bir modeldir.

Canlandırmadan farkı, öğrencilerin bağlı kalmak zorunda oldukları, onunla etkileşim içinde oldukları bir simulasyon modeli vardır. Bu modeller neler olabilir aşağıda açıklanacaktır.

Örneğin iç organları sökülüp takılabilen bir insan modeli, ilk yardım uygulamaları için üretilmiş bir insan modeli, pilotlar için hazırlanmış bir uçak simulasyonu, sanal fen deneyleri
birer simulasyon örneğidir.

Örneklere dayanarak simulasyonun canlandırmalardan farkı nedir açıklayacak olursak; örneğin iç organları olan insan maketinde öğrenciden organları sökmesi ve tekrar takması istendiğinde öğrenci bir uygulama yapmak zorundadır ve bu uygulamada bağlı kalması gereken ve gerekmeyen durumlar vardır. Örneğin organlar gerçek bir insandaki kadar hassas değildir fakat doğru yere takılmazsa yerleşmeyecektir, çünkü bu benzetimde öğretilmek istenen organların hassaslığı değil yerleridir.

Simulasyonların kullanılma sebepleri güvenlik önlemleri, maliyet, zaman kısıtlılığı, alan kısıtlılığı ve diğer kısıtlılıklar, bunun yanında bu kısıtlamalara rağmen yaparak ve yaşayarak öğrenme imkanı.

Simulasyonların geliştirilme mantığı, kısıtlılıklarımız göz önünde bulundurularak ve bizi diğer masraf ve risklerden kurtaran sadece ölçmek istediğimiz konuda gerçeklik sağlayan bir ortam yaratılmasıdır, buna da sanal gerçeklik ortamı denilmektedir.

Bu mantık sadece eğitimde değil endüstride de kullanılmaktadır. Örnek verilecek olursa uçakların ayrodinamik yapısının test edilmesi için uçağı havalandırmak yerine uçağın hava tüneline sokularak incelenmesi de bir simulasyondur.

Risk faktörünü azaltmaları da simulasyonların önemli bir özelliğidir. Örneğin tıp öğrencileri direk gerçek bir operasyona sokulmayıp kadavralar üzerinde çalışmaktadır. Pilotların da gerçek uçuşlardan önce bir simulasyon cihazı kullanmaları hem kaza riskini hem de uçuş masraflarını azaltmaktadır.

Ders içerisinde simulasyonların kullanılması öğrencileri pasif bir şekilde dersi dinlemekten kurtarmakta, aktif olarak uygulamaya katılmalarını sağlamakta, gerçeğe daha yakın bir durumla karşılaşmalarını sağlayıp problemlerle nasıl mücadele edeceklerini, nasıl işbirliği yapacaklarını, hangi adımları takip edeceklerini öğretmekte ve daha kalıcı izli bir öğrenme sağlamaktadır.

Öğretimde strateji, metod, teknik kavramları

Pazar, Mart 21st, 2010

Öğretim stratejisi, bir öğretmenin, dersin veya bir konunun öğretilmesinde hedefe ulaşmak için seçeceği öğretim metodu, çeşitli teknikler ve hattâ değerlendirme biçiminin uyum içinde olmalarıdır. Bazı eğitim amaçlarına ulaşmada, diğerlerinden daha uygun ve verimli yollar, stratejiler vardır.

Öğretmenler genellikle kendilerinin merkezde olduğu, dersin akışını ve öğrencileri yönlendirdiği, değerlendirmeyi kendilerinin yaptığı öğretim stratejileri tespit ederler.

Bilgi vermeye dayanan derslerde genellikle öğretmen sunuşunun ağırlıklı olduğu bir strateji izlenir. Burada dersin akışını güzelleştirecek, sınıfın dikkatini canlı tutacak soru-cevap ve örnek verme teknikleri ile düz anlatımın sıkıcılığı giderilir.

Eğer hazır sistemli bilgiler verme yerine, öğrencilerin araştırıp bulmaları veya ham bilgileri işleyerek daha sistemli bilgiler oluşturmaları isteniyorsa, o zaman öğrenci merkezli öğretim stratejileri izlemek gerekir.

Öğretim metod ve teknikleri, öğretim stratejilerinin yapı taşlarıdır. Bazı eğitimciler, öğretim metodunun bir “öğretim tekniği” olduğunu savunurlarken, bazıları da tekniği, daha geniş olan metodun içindeki bazı küçük işleri yapma yolu olarak anlarlar. Yani, bir metodun içinde çeşitli teknikler kullanılabilir. Bütün derslerde tek bir metod veya teknik kullanan öğretmen çok başarılı olamaz. Gerçi öğretmenin genel bir plânı, bir stratejisi olacaktır; ama eğer işler plânlandığı gibi gitmiyorsa, hemen plânı gözden geçirip gerekli hedef düzeltme, metod veya teknik değiştirme işlerini yapabilmelidir.

Öğretmenin, kendisini merkezden çıkarıp yönlendirici konumuna çekerek oluşturduğu öğretim stratejisine, “keşfetme (buluş) yoluyla öğretim yaklaşımı” denmektedir. Burada öğretmenin görevi, sorulan soru ve verilen örneklerle öğrencileri öğrenmeye hazır hale getirerek öğrencilerin konuyu analiz ve sentez yoluyla geliştirmelerini ve pekiştiricilerle öğrencilerin konu hedeflerine ulaşmalarını sağlamaktır.

Bir başka öğretim stratejisi, araştırma ve inceleme yoluyla problem çözmedir. Bu, öğrencileri bilimsel araştırma yöntemlerine alıştırma yaklaşımıdır. Öğrenci, çevredeki problemleri algılar, tanımlar, verileri toplar, geçici çözüm yolları geliştirir ve bunların mümkün olup olmadığını test eder. Bu şekilde yetişen öğrenciler, gelecekte karşılaşacakları problemleri de bilimsel zihniyet ve metodlarla çözmeyi öğrenmiş olurlar. Yalnız, bu stratejiyi uygulayan öğretmenler hem metod hem de araç-gereç yönünden öğrencilere yardım etmelidirler. Bu stratejide örnekolay, laboratuvar, problem çözme gibi metodlar kullanılabilir.

Tam öğrenme stratejisi, B. Bloom tarafından geliştirilmiştir. Burada, hemen hemen tüm öğrencilerin, okulda kazandırılmaya çalışılan yeni davranışları öğrenebilecekleri temel alınmıştır. Bunu sağlamak için, öğrenmedeki bireysel farklılıklar en aza indirilmelidir.

Bu nedenle öğretmen, yeni anlatacağı konu veya kazandıracağı davranışı öğretmeye başlamadan önce, önşart olan öğrenmeleri önceden gerçekleştirmelidir. Öğrencinin bilişsel ve duyuşsal giriş özelliklerini (bilgi ve davranışlarını), yeni konuyu öğrenmeye temel oluşturabilmesi gerekir.

İkinci olarak, öğretim esnasında öğrenciye gerekli ipuçları verilerek, öğrencinin derse katılımı sağlanarak, gerekli pekiştirmeler yapılıp sağlıklı geri bildirimlerle eksikler tamamlanıp düzeltmeler yapılarak mükemmel bir öğretim hizmeti verilir.

Bu stratejide, öğrencinin akademik benliğinin ve okula karşı olumlu tutumunun oluşabilmesi için, hemen bütün öğretim metod ve teknikleri kullanılır.

Öğretimde Etkili Yollar

Pazar, Mart 21st, 2010

Alanınızı ne kadar iyi bilirseniz bilin, deneyiminiz ne kadar çok olursa olsun, derse girmeden önce;

a-)Sunacağınız konuyu an azından bir kez daha gözden geçirmeyi, b-)Hedeflerinizi belirlemeyi,
c-)Derse nasıl bir giriş yapacağınızı düşünmeyi, d-)Derse kullanacağınız yöntem, uygulayacağınız strateji ve taktikleri tasarlamayı, e-)Dersin kapanışını nasıl yapacağınızı ve
f-)ders sonunda değerlendirmede hangi soruları soracağınızı planlamayı unutmayın.

Ders öncesi sorunlarınızı mümkün olduğu kadar sınıfın kapısında bırakmaya ve hafif bir gülümseme ile sınıfa girmeye çalışın.Unutmayın ki gülümsemeler bulaşıcıdır.

Öğrenciler hiç bilmedikleri konuları merak etmezler.Bu nedenle onlara anlatacağınız konularla ilgili önce çok kısa bilgiler vermeniz, onların konuyu öğrenmeye yönelik motivasyonlarını artıracaktır.

Derse başlamadan önce, sınıfın tamamen sessiz olmasını ve öğrencilerin hepsinin derse yönelmelerini bekleyin.Yararını göreceksiniz.

Derslere 2-3 dakikalık ön hazırlık aşamasından sonra hemen başlamayı tercih edin.Dersin başındaki gecikmelerden ve ilgisiz konulara girmekten kaçının.Başlarken, bu derste öğrenileceklerin neler olduğunu, nerelerde kullanabileceklerini belirtmeyi unutmayın.

Dersin başında, bu dersin daha önceki konularla ilişkisini hatırlatmayı ve özeti unutmayın.Ve daha sonraki konularla ilişkisini de vurgulayın.Ayrıca her zaman dersi tam zamanında başlatın ve tam zamanında bitirin.

İlk günden başlayarak, öğrenciler sizin sakin, ne yaptığını bilen, düzenli, neşeli ancak kontrollü biri olduğunuzu anlasınlar.

Derse, önceki derslerde işlenen ilişkili konuların kısa bir tekrarıyla giriş yapmayı tercih edin.Böylece, hem bilgilerin tam oturmasını hem de motivasyonu artırmış olursunuz.

Hiçbir faktör bir dersin tekdüze bir ses tonu ile sunulması kadar o dersi olumsuz yönde etkileyemez.Dersi sunarken arada sırada sesinizin tonunu, hızını ve şiddetini değiştirin.Önceden belirlediğiniz belirli aşmalarda öğrencilerinizin düşünmelerini sağlamak amacıyla konuşmanıza kısa aralar verin.

Kavramların öğretiminde, kavramla ilişkin hem örnekleri hem de örnek olmayanları sunun.Örnekler bir kavramın ne olduğunu, örnek olmayanlar ise, ne olmadığını gösterirler.Örneğin, üçgenler konusunu işliyorsanız bir ikizkenar üçgeni verdikten sonra, bir dikdörtgeni gösterin.

Ders esnasında tüm öğrencilerinizle göz teması kurmaya çalışın.Bu hem iyi bir iletişim hem de sınıf disiplininin sağlanması için gereklidir.Ve unutmayın, öğrencilere değil öğrencilerle konuşmalısınız.

Öğretimde çok karışık veya çok sade uyarıcılar yerine orta derecede karmaşık uyarıcılar daha fazla dikkati çeker.Bu nedenle sunduğunuz materyaller veya sorduğunuz sorular ne çok basit nede çok zor ve karmaşık olsun.

“Kim anlamadı?” diye sormayın, “Tekrar etmemi istediğiniz yer var mı?” diye sorun.

Yeni bir bilgiyi sunarken, öğrencinin daha önce bildikleriyle bu yeni bilgiyi ilişkilendirebilmesi için benzetmelerden faydalanabilirsiniz.Örneğin;İşlediğiniz konu elektrik akımı ilgili ise, önce bilinen bir şey olan su vanasının işlevini öğrencilerle tartışın ve daha sonra bu ikisi (su vanası ile direnç) arasında ilişki kurmalarını isteyin.Çünkü her ikisi de gerektiğinde akış miktarını azaltır, ayarlamamıza yardımcı olur.

Öğrencilerin soru veya cevaplarını –doğru olmasa da- olumlu bir tavırla karşılayın.Böylece onların derse katılım isteklerini artırmış olur ve okulu sevmelerini sağlamış olursunuz.

Sorduğunuz bir soruya cevabın tüm sınıfça, hep bir ağızdan verilmesine asla izin vermeyin.Böyle bir durum sınıf disiplinini bozar.

Öğrencilere, alfabetik sıradan veya sınıf listesinden sırayla kaldırarak soru sormayın.Rasgele bir seçimle seçerseniz, her öğrencinin dikkati daha uyanık olur.Diğer türlü seçerseniz, kendi sırasının geçtiğini fark eden öğrenci derse olan ilgisini kaybeder.

Öğrencilerinize “Neden” sorusunu sormayı öğretin.Unutmayın ki, milyonlarca insan, ağaçlardan elmaların düştüğünü görmüşler ama bir tek Newton “Neden” sorusunu sormuştur.

Öğrencilerin sürekli zayıf yönlerini veya hatalarını belirtmekten çok , onların güçlü yönlerini vurgulayın ve onları bu güçlü yönlerini geliştirmeleri için teşvik edin.

İstenmeyen davranışları gösteren bir öğrencinin, kendisinden değil, davranışlarından hoşlanmadığınızı anlamasını sağlayın.Ve onun davranışını değiştirebileceğini, kendisine bu konuda yardımcı olmaya hazır olduğunuzu belirtin.

Her öğrenciye adil davranmak her öğrenciye aynı şekilde davranmak değildir.Her öğrencinin size ihtiyaç duyma düzeyinin ve türünün farklı olduğunu unutmayın.

Her öğrencinin bir olumlu tarafını belirleyerek iltifat edin.Kazançlı çıkan siz olacaksınız.Öğrencilerinizin her zaman iyi yönlerini görmeye çalışın.Çünkü iyi bir öğretmen hiçbir zaman tipik bir kötümser olamaz.

Sürekli olarak başarısız olan bir öğrenciye hiç beklemediği veya dersten başarılı olma konusunda ümidini tam kestiği bir anda onun başarıya ulaşmasını sağlayın.Örneğin:Cevaplayabileceği düzeyde bir soru sorarak onu ödüllendirin ve derse yeniden katıldığını gözleyin.

Unutmayın ki öğrenciler aslında ancak onlardan gerçekten yapmayı beklediklerinizi yapabilirler.

Sınavlarda sorduğunuz soruların %10 u çok kolay, %20 si kolay, %40 ı normal, %20 si zor %10 u çok zor sorulardan oluşturulmalıdır.

Hazırladığınız soru kağıtlarının başına, sorulan soru sayısını, sınav süresini, her bir sorunun kaç puan olduğunu belirten bir yönerge koymayı ve zaman zaman yazılı kağıtlarını öğrenci ile beraber okumayı unutmayın.

Sınav kağıtlarını puanlarken, iyi bir kağıttan sonra okunan normal düzeydeki bir sınav kağıdını olduğundan daha kötü, kötü bir kağıttan sonra okunan normal düzeydeki bir sınav kağıdını olduğundan daha iyi algılayabileceğinizi unutmayın.Ve birde notu bir silah olarak asla kullanmayın.

Her dersin sonuna doğru öğrencilerin öğrenme kapasiteleri genellikle yükselmeye başlar.Bu durumu iyi değerlendirmek için, dersinizi tamamlamadan önce, dersin emel ve kritik noktalarını bir kez daha vurgulamayı ihmal etmeyin.

Dersin sonunda daha sonra işleyeceğiniz dersin konusu ile ilgili ilginç ve kısa bir ön bilgi vermeyi unutmayın.Böylelikle bir sonraki derse hazır olmaları kolaylaşır.

Son derse giren öğretmenler, sınıfın temizlenmesini öğrencilerinden istemelidir.Bu “sınıfımız” bilincini geliştirir. Hasan Kavas
A.L. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi * Yrd.Doç.Dr. Oğuz Kutlu Bey’ in “Öğretimde 333 Etkili Yol” isimli kitabından faydalanılarak hazırlanmıştır.

Öğretim Teknikleri

Pazar, Mart 21st, 2010

Yöntem ve teknik. kavramları birbirleriyle çok karıştırılmaktadır.
Yöntem, genelde hedefe ulaşmak için izlenen en kısa yol olarak tanımlanmaktadır.
Teknik ise, bir öğretme yöntemini uygulamaya koyma biçimi, ya da sınıf içinde yapılan işlemlerin bütünü olarak tanımlanmaktadır. Daha geniş bir açıdan yöntemi, hedefe ulaştırmak için öğretme ve öğrenme sürecini düzenleme, plânlama; tekniği de bu düzenlenen ve plânlanan düşüncelerin uygulamaya aktarılmasında izlenen yol olarak görebiliriz. Yaygın olarak kullanılan teknikler:
A- Grupla Öğretim Teknikleri
1. Beyin Fırtınası :
Bir konuya çözüm getirmek, karar vermek ve hayal yoluyla düşünce ve fikir üretmek için kullanılan yaratıcı teknik. Buna buluş fırtınası da denilmektedir.
Temel ilkesi, bir problemi çözmede görevlendirilen grubun üyeleri mümkün olduğu kadar çok fikir üretirler. Burada fikirlerin savunulması istenmez.
Özelliği
1. Toplantının amacı ya da sorunun ne olduğunun belirtilmesi.
2. Zaman sınırı belirlenmeli, bu süre içinde herkesin katkı sağlaması istenmeli.
3. Tartışma bitince analiz edilmeli, değerlendirilmesi ve yeniden örgütlenmesi yapılmalı.
4. Toplantı sonunda tartışmalara devam edilip edilmeyeceğine karar verilmeli.
Beyin fırtınası ile problem çözmede istenilen düşünce yöntemleri farklılıklar göstermekle birlikte en çok yararlanılan çözüm yolları, benzerinden yararlanma, fikir bağlantıları kurma ve zarardan yarar çıkarmadır.
2. Gösteri :
İzleyici grubun önünde bir işin nasıl yapılacağını göstermek ya da genel ilkeleri açıklamak için başvurulan tekniktir. Sınıf içerisinde genellikle öğretmen ya da varsa kaynak kişilerce yapılır. Bu tekniği uygulamak için sınıf içinde etkin ve yoğun hazırlık gerekir.
Özelliği
1. Tüm öğrencilerin problemsiz, iyi duyuyor ve görüyor olması gerekir.
2. Bilinmeyen terimlerin kullanılmasından kaçınılmalı.
3. Öğrencilerde merak uyandıracak soruların sorulmasına dikkat edilmeli.
4. Öğrenciler etkinliğe katılmak için cesaretlenmeli.
Tüm gösterilerin öğretmen tarafından gerçekleştirilmesine gerek yoktur. Gerektiğinde öğrenciler bunu kendi aralarında yapabilmelidir.
3. Soru-cevap:
Öğrencilere düşünme ve konuşma alışkanlıkları kazandırma bakımından önemli bir tekniktir.
Özelliği
1. Bütün sınıfı ilgilendiren sorular , tüm sınıfa sorulmalı ve aynı anda herkes cevabı bulmak için
düşündürülmeli ve daha sonra cevap verecek kişi belirlenmeli.
2. Doğru cevaplar anında pekiştirilmeli.
3. Öğrenciye soru yöneltiliyorsa bunun belli bir sıraya göre değil de seçkisiz (random) yolla
sorulmasında yarar vardır.
4. Konuşma zorluğu çeken ve yanlış cevap veren öğrenciler sabırla dinlenmeli. Onları küçük düşürücü
davranışlardan kaçınılmalı.
1. Rol Yapma :
Öğrencinin kendi duygu ve düşüncelerini başka bir kişiliğe girerek ifade etmesini sağlayan tekniktir. Öğrencinin iyi rol yapabilmesi için yaratıcı düşünce önemlidir. Rol yapma, sosyodrama olarak da adlandırılır. Diğer bir deyişle sosyodrama, öğrencilere, insan ilişkileri konusunda daha çok bilgi, beceri ve anlayış kazandırmayı öngören ve oyun (drama) tekniklerinden yararlanma temeline dayalı deneysel bir eğitim tekniğidir.
Belirtilen aşamalar sınıf içi etkinliklerini yönlendirmede etkili olabilir. Bunlar, ortam yaratmak, rol yapmak için sahneyi hazırlamak, roller için öğrencilerin seçilmesi, rollerin oynanması, olayın tartışılması vb.
2. Drama :
Öğrencilere hangi durumlarda nasıl davranılması gerektiğini yaşayarak öğreten bir tekniktir. problem çözme ve iletişim kurma yeteneğini geliştirir. Bu teknik, bilinen en eski öğretme tekniklerinden birisidir. Çok kullanışlı ve yararlı olduğu için günümüzde okullarda yaygın olarak kullanılmaktadır.
Özelliği
1. Etkili ve dikkatli dinleme yeteneğini geliştirir.
2. Kişinin kendine olan güvenini artırır.
3. Anlama yeteneğini ve yaratıcılığı artırır.
4. Akıcı konuşmayı geliştirir.
5. Dile hakimiyeti ve iyi ifade yeteneğini pekiştirir.
Drama tekniğinin iki türü vardır, bunlar biçimsel ve doğal drama tekniğidir.
3. Benzetim :
Sınıf içinde öğrencilerin bir olayı gerçekmiş gibi ele alıp üzerinde eğitici çalışma yapmalarına olanak sağlayan tekniktir. Diğer bir tanımla, öğrenciyi desteklemek üzere gerçeğe uygun olarak geliştirilen bir model üzerinde yapılan bir öğretim yaklaşımıdır. Benzetim tekniği bir düşünce değil, bir hareket bir olaydır. Benzetim tekniğinin uygulanmasında öğrencilerin iş görüleri gerçektir ancak öğretmen tarafından ortaya konan durum ya da olay yapaydır gerçek değildir.
Özelliği
1. İleride alabilecekleri rollere daha iyi hazırlanabilirler.
2. Bildikleri ilkeleri hayata geçirebilme yetilerini geliştirirler.
3. Öğrenmeye daha çok güdülenirler.
4. Analiz ve sentez yapabilme yetilerini geliştirir.
5. Diğer bireylerle daha iyi iletişim kurabilirler.
1. İkili ve Grup Çalışmaları :
Öğrenci sayısına göre bir konu üzerinde sınıfın gruplandırılması ve sınıf içi etkinliğinin soru cevap tekniği ile sağlanması.
Özelliği
1. Öğretmen yapılacak etkinlikler hakkında öğrencilere bilgi vermeli.
2. Etkinliğin uzunluğu 5-2O dakika arasında olmalı.
3. Tüm etkinliklere herkesin eşit süreyle ve katılımları sağlanmalı. Etkinlik sırasında mümkünse öğretmen dışında bir gözlemci sınıfta bulunmalı.
2. Mikro Öğretim :
Yüz yüze eğitimin gerçekleştirilmesi için sınıf içinde uygulanan tekniktir. Başarısızlık tehlikesinin düşük, öğretme yeteneği olanaklarının yüksek olduğu yapay ortamlarda öğretmen adaylarına hizmet öncesi deneyim kazandırır. Bu teknikte dersler kısa tutulur ve öğrenci sayısının az olmasına dikkat edilir. mikro öğretim çoğunlukla öğret-yeniden öğret çevrimi adı verilen bir sınama yanılma durumu olarak saptanır. Bu çevrim altı basamaktan oluşur :
1. Verilen görevin gereklerine uygun bir mikro ders hazırlanır.
2. Belirlenen mikro ders öğretilir.
3. Öğretmen işlemin ne derece başarıyla yerine getirildiğine dair dönüt alır.
4. Alınan dönüt ışığında mikro ders yeniden düzenlenir
1. Mikro ders yeniden öğretilir.
2. Bu defa öğretme işleminde gerçekleştirilen ya da gerçekleştirilemeyen iyileştirmelerle ilgili sözlü, yazılı ya da teyple dönüt alınır.
1. Eğitsel Oyunlar :
Öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesini ve daha rahat bir ortamda tekrar edilmesini sağlayan tekniktir. Özellikle öğrenmeye yönelik olması ve bir amaç için sınıf içinde uygulanması gerekir. Eğitsel oyunlar derste konular, ilgi çekici duruma getirebilir, en pasif öğrencilerin bile bu etkinliğe katılmaları sağlanabilir. Burada öğretmenin diğer önemli bir rolü, oyunu sürekli kontrol etmesi ve ilgi göstermesidir. Diğer önemli husus ise, oyun oynarken zayıf öğrenciler hata yaptığı zaman üzerinde durulma ması ve herkesin etkin olarak oyuna katılımının sağlanmasıdır.
B. Bireysel Öğretim Teknikleri
1. Bireyselleştirilmiş Öğretim :
Öğrenme hızlarındaki farklılık ve öğrenciler arasındaki bireysel farklılığın giderilmesi, her öğrencinin öğrenme hızına uygun düşecek bir öğretim yapılması, öğretimin bireyselleştirilmesi ile mümkün görülmektedir.
Bireysel öğretim tekniği kullanılırken öğretmen ve öğrencilere yeni roller düşmektedir. Öğretim öğrenci merkezli olmaktadır, öğrencilerin öğretim etkinliğine aktif olarak katılma, nasıl öğreneceklerini kararlaştırma vb. sorumlulukları yüklenmelerini gerektirmektedir. Bireysel gereksinimlere dönük grup çalışmalarında değişik etkinliklere yer verilerek öğrencilerin değişik çalışmalar yapmaları sağlana bilinir. Bunun için :
• - Dönüşümlü günlük çalışma. - Beceri geliştirme çalışmaları,
• - Plânlı grup çalışmaları.-Düzey geliştirme çalışmaları yapılabilir.
1. Programlı Öğretim :
Ünlü psikolog Skinner’in pekiştirme ilkeleri esas alınarak ortaya atılmış bir öğretim tekniğidir. Burada temel felsefe , öğretimin bireyselleştirilmesi ve hatanın en aza indirilmesi gibi iki önemli yeniliği gerektirmesidir.
Programlı öğretim tekniğinde öğrenci belirlenen hedef ve davranışlara kendi algı hızıyla bireysel bir çalışma sonucunda ulaşmaktadır. Programlı öğretim araç ve yöntemleri Programlı öğretime göre hazırlanmış kitap ve programlı öğretim makinelerini ve bilgisayar destekli eğitim araç ve yöntemlerini kapsamaktadır.
Programlı öğretimin temelini oluşturan Skinner ‘in pekiştirme ilkesi;
A. Küçük adımlar ilkesi
B. Etkin katılım ilkesi
C. Başarı ilkesi
D. Anında düzeltme ilkesi
E. Dereceli ilerleme ilkesi
F. Bireysel hız ilkesi
Şeklinde altı ana başlıkta geliştirilmektedir ve bu ilkelerden bugün dünyada doğrusal, dallara ayrılan ve atlamalı dallara ayrılan program modelleri şeklinde uygulanmaktadır.
1. Bilgisayar Destekli Öğretim:
Bilgisayarın öğretme sürecinde öğretmenin yerine geçecek bir seçenek değil, sistemi tamamlayacak güçlendirici bir araç olarak girmesi esastır.
Uygun öğretim programları sayesinde öğrenci kendi hızına göre çalışır ve istediği kadar tekrar yapma imkanına kavuşur.
Bilgisayar destekli Öğretim Programlarının uygulanışı;
A. Alıştırma ve tekrar programı
B. Birebir öğretim programları
C. Problem çözmeye yönelik programlar
D. Benzetim programları şeklinde olmaktadır.
Bilgisayarlı öğretimin iki temel niteliği etkililik ve yararlılıktır.
Etkililik niteliği eğitim görevlerini daha iyi başarma yönünde umut vaat ederken , yararlılık niteliği geleneksel uygulamaları değiştirmeyi ifade eder.
c. ÇAĞDAŞ UYGULAMA MODELLERİ
A. UZAKTAN EĞİTİM
Uzaktan eğitim Teknoloji yoğun bir sistem içerdiğinden, bireyin farklı niteliklerine en uygun tarzlarda bilgi aktarımını sağlayabilecektir. Bireylerin içinde oldukları ve nitelikleri üzerinde etkin olan bir sosyal kesim vardır. Birey eğitim kurumlarında kendisine sunulmuş olan değerler dizisini kabul veya reddedebilir.
Uzaktan eğitim sosyal realiteyi önemli ölçüde etkileyebilecek bir faktör olarak gözükmektedir. Sosyal realitenin tam bir yansıması olarak ele alınmalıdır. Sosyal yapı ve teknolojik gelişmelerdeki hızlı değişimler yeni nesillere bilgi aktarımında yeni ve kendine has eğitim tekniklerini de zorunlu kılmaktadır.
Gelişen teknoloji ile uzaktan eğitim içindeki uygulamalara;
a. CD-ROM’ lar ve geliştirilmiş yayınlar
b. TV, Video, telefon destekli elektronik sınıflar
c. Multimedya eğitim merkezleri
d. İnternet ve uzantıları
Hızlı ve etkin biçimde sokulmalıdır.
Uzaktan eğitim öğretme –öğrenme sürecine;
a. Tek kaynaktan çok kaynağa ulaşma imkanı sağlaması.
b. Öğrenilenleri somutlaştırarak tek düzelikten kurtarması
c. Öğrenme zamanının kısalması
d. Bireysel öğrenmeden dolayı grup baskısının kalkması
e. Başlangıç yatırımı hariç eğitim maliyetlerinin azalması
f. Değişik duyu organlarına hitap etmesiyle fiziksel ortamın rahatsız edici unsurlarından en alt düzeyde etkilenme ve verimin artması ;
Yönünde katkı sağlamaktadır.
A. ELEKTRONİK ÖĞRENME LABORATUARI
Bu bilimsel deneylerin yapıldığı bir ortam anlamında değildir. Bu ortamda öğrenciler üzerinde çalıştıkları konuyla ilgili deney yapmaz, aksine onu deneyerek ve yaşayarak bulurlar. Yani bir pratik yeridir. Öğrenme-öğretme etkinliği sürecinde yardımcı olarak kullanılan elektro-mekanik araçlar ve öğretim materyalleri sistemidir.
B. MODÜLER ÖĞRETİM
Bilginin etkili biçimde öğrenilmek üzere düzenlenmesi anlamında program düzenleme yaklaşımlarından birisidir. Davranış analizi, içerik, iş ya da görev analizi gibi bilginin temel elemanlarını ayırarak yapısallaştırması bu konudaki teknolojilerin özünü oluşturmaktadır.
Modüler programlama öğrenme ve öğretme etkinliklerinin kendi kendine öğrenme sağlayacak şekilde kendi içinde bütünlüğü olan ve birbirini işlevsel olarak tamamlayacak olan bağımsız öğrenme elemanları şeklinde düzenlenmesidir.
Teknolojik gelişmelerle daha karmaşık bir nitelik kazanan eğitim uygulamalarının daha etkili ve verimli biçimde düzenlenmesi ihtiyacından doğmuştur.

Öğrencilere Göre “İyi Öğretmen” in Nitelikleri

Pazar, Mart 21st, 2010

Bir öğretmenin sınıfı tarafından beğenilmesini sağlayan kişilik çizgilerini belirlemek üzere yapılan araştırmaya göre, öğrencilerce en çok vurgulanan nitelik şöyledir:

1-İşbirliğine dayanan demokratik tavır.
2-Her çocuk için sevecen ve saygılı olma.
3-Sabır
4-Geniş bilgi.
5-Hareket ve görünüşün boşa gitmesi.
6-Doğruluk ve taraf tutmamak.
7-Esprili olmak.
8-Tam itidal ve metanet
9-Öğrencilerin sorunlarına ilgi duymak.
10-Esneklik
11-Cesaretlendirme ve takdir etmede iyi niyet.
12-Özel bir konuyu öğretmede olağanüstü başarı.

Yukarıdaki saydığımız özelliklere dayanarak ideal öğretmen şöyle tanımlanabilir. “İdeal öğretmen hem öğrettiği bilgilerde, hem diğer konularda ve dünya hakkında tam bir bilgiye sahip, iyiliksever, sağlıklı, gençlere gerçek , yakın ve yürekten ilgi duyan insandır.

Öğrencilere göre “iyi öğretmen” özelliklerinin neler olduğunu görmek için sorulan sorulara verilen cevapların sonuçları şöyledir:

1-Öğretmenin sınıfta her öğrenciye eşit davranması bazı öğretmenlerin çeşitli özellikleriyle bazı öğrencileri çok beğendiklerini, bazılarını da hiç sevmediklerini belli etmemeleri.
2-Öğrenci dersini çalışmadığı ve sözlü sınavlarda başarısız olduğu zaman öğretmenin sert eleştiriler yapmaması hakaret edici sözler söylememesi.
3-Sınıfta öğretmenin çok otoriter davranarak rahatsız edici bir sükunet istememesi normal hareket ve konuşma serbestliğini tanıması.
4-Kendi sorunları ve sıkıntıları olduğu zaman sınıfa haşin davranmaması.
5-Dersleri soyut olmaktan çıkarıp güncel örnekler vermesi, çevre kaynaklarından ve örneklerinden yararlanarak daha cazip hale getirmesi.
6-Derste bir davranışını beğenmediği öğrenciyi sınıf önünde küçültmeden hesap sormadan yalnız olarak karşısına alıp onu tanımaya davranışının nedenlerini anlamaya çalışması.
7-Sınıfta keyifsiz veya huzursuz olan öğrencileri fark ederek onları psikolojik dünyalarıyla da tanımaya çalışması.
8-Sınıfta bazı öğretmenlerin disiplin kuruluna gönderecekleri olayları öğretmenin kendi olanaklarıyla aydınlatmaya çalışarak öğrencileri maddi cezalardan koruması ve istenilmeyen davranışlarını düzeltmelerine yardımcı olması.
9-Sınıfta şakacı mizahıyla esprili bir hava oluşturması, dersin içine ilginç örnekler ekleyerek öğrencilerin dikkatlerinin dağılmasını önlemesi.

a)Konu alanını çok iyi bilir ve bildiklerini öğrenciye etkili bir biçimde aktarır.
b)Öğrenciyi anlar, onun ihtiyaç ve beklentilerine uygun eğitim ortamları düzenler;
c)Öğrenciyi çalışmaya karşı güdüler.
d)Öğrencilerin birbirinden farklı olduğunu kabul ederek her öğrenci ile ayrı ayrı ilgilenir.
e)Öğrenciye rehberlik yapar, öğrencilerin sorunlarını fark eder.
f)Öğrencisini ve öğretmeyi sever.
g)Öğrencilerin derse olan ilgisini çeşitli tekniklerle arttırır.
h)Bütün öğrencilerin dersi dikkatli dinlemelerini sağlar.
i)Öğrencilerin verdiği ödevleri yapmalarını sağlar.
j)Öğrencilerin sınıftaki farklı seviyelerine göre ders anlatır.
k)Öğrencilerin sınıftaki disiplinsiz davranışlarına izin vermez.
l)Derslerine yeterli hazırlık yaparak girer.
m)Sınıftaki öğrenciler üzerinde olumlu bir izlenim bırakır.
n)Sınıfa çok iyi hakim olur.
o)Öğrencilerin gelişim ve ergenlik gibi çeşitli sorunlarıyla ilgilenir.
p)Öğrencilerle sağlıklı iletişim kurar.
q)Sınıfta uyulması gereken kurallara öğrencilerin uymasını sağlar.
r)Öğrencileri her konuda “etkin olarak” dinler.
s)Öğrencilere derste soru sorma imkanı verir.
t)Öğrencileri daha iyi tanıyan aileleri ile her zaman görüşür.

Görüldüğü gibi iyi öğretmen olmak oldukça güç bir iştir. Bu meslekte başarılı olmak için öğretmenlerin iyi bir konu alanı bilgisine ve öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği davranışlara sahip olması gerekmektedir. Öğretmen arkadaşlarımızın iyi bir öğretmen olabilmeleri için gelişmesine ve öğrenme – öğretme sürecine katkısını iyi anlayabilmek için, önce “ÖĞRETMEN GÖREVLERİ” ni özetlemek gerekir. Öğretmenin temel görevi, etkili bir öğretim ortamı düzenleyerek öğrenmeyi sağlamaktır. Öğretmen bu görevini yerine getirirken aşağıdaki etkinlikleri saptar:

1-Öğretim planlarının hazırlanması: Formal eğitim, planlı, programlı bir süreçtir. Bu nedenle öğretmenlerin derse girmeden önce yıllık ve günlük planlarını hazırlamaları gerekir. Öğretmen, öğretim planını hazırlarken, Tebliğler Dergisinde belirtilen şekilde, dersin hedef tekniklerini, öğretim araç ve materyallerini seçer, hedeflere ulaşma derecesini tayin edecek değerlendirme etkinliklerini saptar.

2-Öğrenme yaşantıları düzenleme: Öğretmen sınıfa girdikten sonra, önceden hazırladığı planları uygulamaya koyar. Uygulama sırasında öğretmenin gerçekleşmesi için, öğrencilerin öğrenmeye karşı istekli olması ve eylemle bulunması gerekir. Bu nedenle öğretmenin öğrencilerini güdüleyerek, öğretme ortamına aktif olarak katılımlarını sağlama, yeri geldikçe pekiştireçlerle davranışlarını yönlendirmesi gerekir.

Okulda öğretim gruplarla yapılır. Her sınıfta değişik özellikte öğrenciler vardır. Bu öğrencilerin yönlendirilmesi ve uyum içinde çalışmalarının sağlanması da, öğretmenin görevleri arasındadır. Bu nedenle öğretmenin iyi bir yönetici ve sınıfın lideri durumunda olması gerekir.

Öğrenciler sevdikleri ve otorite olarak gördükleri öğretmeni model alma eğilimi gösterirler. Öğretmen giyimi, konuşma tarzı, düşünme ve yaşam biçimleri ile öğrencilere model olur. Bu nedenle öğretmenin sınıf içinde ve dışında davranışlarına dikkat etmesi öğrencileri için iyi bir model olmaya çalışması gerekir.

3-Değerlendirme: Öğrenme-öğretme süreci sonunda, öğrencilerin hedefe ulaşma derecelerini belirlemek amacıyla değerlendirme yapılmalıdır. Öğretmen değerlendirme sonucunda elde ettiği bilgilere dayalı olarak, hem öğrencilerin öğrenme eksiklikleri düzeltme imkanı bulur.

Öğrenci Merkezli Eğitim

Pazar, Mart 21st, 2010

Okullarda öğrenci merkezli eğitim esastır. Okuldaki tüm eğitim, öğretim ve yönetim hizmetleri bu esasa göre düzenlenir.Türk eğitim sisteminin yenileşme arayışlarına cevap vermek ve öğrenci başarısının nitelik olarak artırılması hedefini gerçekleştirmek üzere Milli Eğitimi Geliştirme Projesi çerçevesinde geliştirilen bu Modelde öğrenci merkezli eğitim öngörülmektedir. Okul ve eğitim sisteminin

merkezine öğrenciyi yerleştiren bu yaklaşım, eğitimin hedeflerini öğrencilerin bireysel gelişimleri ve gereksinimleri doğrultusunda

yapılandırmaktadır.ilke İkide öğrenci merkezli eğitim kavramı tanımlanmakta ve bu kavramın okullarda Okullarında nasıl algılanması gerektiği belirlenmektedir.

On sekizinci yüzyıl sonlarında kitlesel okul eğitiminin ortaya çıkmasından bu yana bütün toplumlarda eğitim ve okul olgusu, eğitimde kullanılan yöntemler ve okulun rolü açısından çok az gelişme göstermiştir. Klasik eğitim tanımlarına bakıldığında bu durağanlık belirgin olarak fark edilecektir.

Eğitim, bireylerin davranışında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme süreci (Demirel, 1993, 5: 36 ), ya da;Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yolu ile, istenilen değişiklikleri meydana getirme veya yeni davranışlar kazandırma sürecidir Ertürk, 1972, s: 12 ).

Bu eğitim tanımlarının okul kavramına yansıması da, okul, önceden belirlenmiş eğitim amaçlarına uygun olarak, eğitmek istediği öğrencilere, yeni davranışlar kazandıracak ya da istenmeyen davranışlarını kaldıracak yaşantılar hazırlayıp sunan bir sistemdir (Başaran, 1995, 5: 3 ) şeklinde olmuştur.

Eğitim ve okul kavramlarının ortaya çıkışı, radikal eleştirileri de birlikte getirmiştir. Devletin desteklediği ve düzenlediği okullarda genel zorunlu eğitim verilmesi yönünde bir eğilim vardı ve bu eleştirilerde de ulusal bir hükümetin denetimi altındaki devlet okulu eğitiminin,uyguladığı eğitim sistemi aracılığı ile kaçınılmaz olarak hükümetin buyruklarına körü körüne boyun eğecek vatandaşlar üretmeye yönelik girişimlere yol açtığı vurgulanmaktaydı. üç büyük eğitim eleştirmeni William Godwin, Francisco Ferrer ve Ivan Illich bu türden eleştirilerin öncüleridir. Bu karşı tezleri tartışan Joel Spring temelde iki eğitim modelinin varlığından söz etmektedir.

Spring’e göre eğitim kuramları, toplumun nasıl değişmesi gerektiği konusundaki bütünsel bir perspektifin çok önemli bir yönüdür ve farklı eğitim yöntemlerindeki toplumsal değişime dair kuramsal perspektiflerde temel farklılıkları tanımlayabiliriz. Spring burada iki farklı modelden söz etmektedir. Spring’in söz ettiği modellerden birincisi, daha düzenli toplumsal bir planlama ve daha yüksek verimlilik aracılığıyla toplumsal ilerleme arayan teknolojik ve rasyonalist bir yönelime sahiptir. Bu model, öncelikle ekonomik üretkenliğin artması ve toplumsal istikrarla ilgilenir. Toplum,

verimli işleyiş hedefine sahip bir makine olarak görülür. İnsanlar, değerleri toplumsal makinenin pürüzsüz işleyişine katkılarıyla belirlenen “insani kaynaklar” haline gelirler.

İkinci ve Spring’in önerdiği modelde ise, ilgilenilen şey düzen ve verimlilik değil, bireysel özerkliğin artmasıdır. Toplumsal değişimin hedefi artan bireysel katılım ve toplumsal sistemin denetlenmesidir. Bu model, modern toplumsal kurumların gücünün büyük ölçüde halkın, bu kurumların otoritesini ve meşruiyetini kabul etme gönüllülüğüne dayandığı inancına bağlıdır. Bu bağlamda, model bireyin toplumsal makineye nasıl uydurulacağı değil; insanların kişisel tatmin olmadan çalışmayı ve özgürlüğü sınırlayan toplumsal otoriteyi neden kabul etmeye istekli olduğu sorusuyla ilgilenir. Bu kabul koşulu, öncelikle çocuğun zihnindeki ideallerin, inançların ve ideolojilerin sonucudur. Yani, birey, kendisinin ihtiyaçları ve arzuları ile hiçbir ilgisi olmasa da bazı faydalar için çalışmanın görevi olduğuna inanır. Dolayısıyla bu özgürlükçü modelin hedefi, otoriteye boyun eğmeyi istemeyen ve kendilerine maksimum düzeyde bireysel denetim ve özgürlük sağlayan toplumsal bir örgütlenme talep eden otoriter olmayan, bireyleri teşvik eden ve destekleyen bir eğitim yöntemidir (Spring, 1975,s: 109-110).

Klasik eğitim tanımlarına yönelik eleştirilerden birisi de “kazandırma”sözcüğü ile ilgilidir. Titiz’e göre bu sözcük, “Eğitimin bir yaptırım olduğuna istendik bilgi, beceri, tutum ve davranışların kazandırılması konumunda olan kişilerin, bu konuda herhangi bir itiraz ve/veya seçim haklarının bulunmadığına işaret etmektedir”.

Titiz, insan oğlunun binlerce yıldır kendisine uygun (istendik) gelen bilgi, beceri, tutum ve davranışları, çocuk, ve gençlere yaptırımlı biçimde öğretmekte olduğunu, son 30 yılda, bu yaptırımcı tutuma karşı seslerin yükselmeye başlamış ve günümüzde buldukça netlik kazanmış olduğunu belirterek, gelecekte insanın en temel haklarından “yaşamini sürdürmek hakkinin” yanına, “koşullanmama hakki”nın geleceğini vurgulamaktadır. “İstediğini öğrenme hakkı”, “istediğini istediği zaman öğrenme hakkı”, “öğrenmeme hakkı” ve benzeri nitelemelerle de dile getirilen bu yeni hak, insana saygının çok yalın, ama o derecede güçlü bir ifadesidir (Titiz, 1997, s: 56) demektedir.

Günümüz dünya koşullarında radikal olarak nitelendirilebilecek bugörüşler, belki de yakın bir gelecekte benimsenerek yaşama geçirilebilecektir. Fakat toplumsal yaşamın bugünkü yapısı ve ihtiyaçları gereği ne geçmişteki kadar katı, dayatmacı ve ezberci, ne de henüz kabul göremeyecek kadar radikal olmayan eğitim tanımlarına ve okul yapılanmalarına gerek vardır.

Eğitim, çocuğun kendi olanaklarının, yeteneklerinin sınırları içinde gelişmesini sağlayacak amaçlı, bilinçli, planlı bir yaşantıdır (Ercan, 1995, s:3) ya da, Eğitim, kişilerin kendi karar verecekleri maddi ve manevi ihtiyaçlarını oluşturan bilgi, beceri, tutum ve davranış modüllerine erişme, onları öğrenme ve onları öğrenebilme yeteneklerini keşfedebilme becerilerini kazanma sürecidir şeklindeki tanımlar, günümüz eğitim beklentilerine çok daha uygun bir cevap vermektedir (Titiz, 1996, s: 22).

İnsanlığın bilgi çağına geçiş sürecinin yaşandığı günümüzde, toplumlar kendilerini bu süreçte taşıyacak bireylerin niteliklerini belirlemek ve eğitim politikalarını bu bakış açısıyla yeniden gözden geçirerek gerekli düzenlemeleri yapmak zorundadır.Yedinci beş yıllık kalkınma planının Eğitim ve Kültür Politikası bölümünde, Türk toplumunun 21. yüzyıl insan profili düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, bilgiyi yaratıcı bir şekilde kullanabilen, bilgi çağı kimliğine uygun, bilim ve teknoloji üretimineyatkın, kendini tanımaktan ve açıklamaktan korkmayan bireyler şeklinde

belirtilmiştir.

Milli Eğitim Temel Kanunu Genel Amaçlar bölümünde ise yetiştirilmesi hedeflenen insan profilinin çerçevesi, “Türk Milleti’nin bütün bireylerini;

* Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, verimli kişiler olarak yetiştirmek;

* İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri,davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;

* Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ye nihayet Türk Milleti’ni çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı ve seçkin bir ortağı yapmaktır.” olarak çizilmiştir.

Çagimiz koşullarinin belirledigi bu insan profiline ulaşma çabalarindan birisi de Milli Egitimi Geliştirme Projesi (MEGP) dir. Projenin üç temel hedefinden belki de en önemlisi olan “öğrenci başarısını artırmak”, bu çabaların pilot uygulamalarına zemin olmak üzere yapılandırılmıştır. Öğrenci başarısının artırılması gibi bir hedef, öncelikle “Başarilı ögrenci kimdir?” sorusunun yanıtlanmasını gerektirir. Okullarda Okulları Modelinde öğrencilere kazandırılması hedeflenen nitelikler, Temel Akademik Beceriler ve Yaşam Becerileri olmak üzere iki temel alana oturtulmuştur.

Okullarda Okulları Modelinde benimsenen öğrenci profili, bilimsel ve akılcı düşünme becerisine sahip, araştırmacı ve sorgulayıcı, bilgiyi ezberleyen değil bilgiye ulaşabilen, bu bilgiyi kullanıp paylaşabilen,iletişim kurma becerilerine sahip, teknolojiyi etkin bir şekilde kullanabilen, kendini gerçekleştirmiş ve bunun yanı sıra insanlığın ortak değerlerini de sahiplenmiş, yaratıcı, üretken, takım çalışmasına yatkın,öğrenmeyi öğrenmiş ve yaşam boyu öğrenmeyi benimsemiş bireyler olarak belirlenmiştir.

Birbirinin benzeri kalıplanmış beyinlerin ve bu türden beyinler üreten eğitim sistemlerinin artık gereksinimleri karşılamadığını fark eden ve bu sistemleri sorgulamaya başlayan toplumlar, okul kavramını tüm öğeleri ile birlikte yeniden gözden geçirmekte, eğitime ve okula yeni anlamlar yüklemektedirler.

Bu bakış açısı, eğitimin odaklandığı alanlarda da kaçınılmaz bir değişim sürecini başlatmaktadır. Sistemin çıktısı olan öğrencinin niteliklerinde hedeflenen değişim öğrenciyi doğrudan sistemin merkezine yerleştirme gerekliliğini ve bunun sonucunda öğrenci Merkezli Okul ile öğrenci Merkezli Eğitim ve Okul Merkezli Sistem kavramlarını gündeme getirmektedir.

Matematikçiler - Ödev Arsivi - Secme Sinavi - Anında Tercüme  - İnteraktif Çeviri - Oyun - İzmirden Haber - Karabaglar