Mart, 2009 Arşivi

ALES BAŞVURULARI 16 MART’TA BAŞLIYOR

Çarşamba, Mart 11th, 2009

 Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı’nın (ALES) başvuruları 16 Mart’ta başlıyor. Öğrenciler, ALES ilkbahar dönemine 16 Mart-3 Nisan tarihleri arasında başvurulabilecek.
 
Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı’nın (ALES) başvuruları 16 Mart’ta başlıyor. Öğrenciler, ALES ilkbahar dönemine 16 Mart-3 Nisan tarihleri arasında başvurulabilecek. Sınavda alanındaki puan türünde 100 üzerinden 70 alan adaylar başarılı sayılacak.
Yükseköğretim kurumlarında öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim-öğretim planlamacısı kadrolarına açıktan veya öğretim elemanı dışındaki kadrolardan naklen atanabilmek için yapılan ALES’e Türkiye’de bir lisansüstü programda eğitim görmek isteyenler de girebiliyor.
 
-SINAV ÜCRETİ 40 YTL-

ALES’e, başvurular elektronik ortamda gerçekleştirilecek. Son 2 yıl içinde ALES’e başvurmuş adaylar başvurularını bireysel olarak internet üzerinden kendileri yapabilecekken, yeni katılacak adaylar ise başvuru merkezlerine müracaat edecek. Sınava başvurmak isteyen adaylar, sınav kılavuzu ve aday bilgi formuna 16 Mart’tan itibaren ÖSYM’nin www.osym.gov.tr internet adresinden ulaşabilecek. Adayların, başvuru yapmadan önce 40 TL sınav ücretini bankaya yatırmaları gerekiyor.

-SINAV 10 MAYIS’TA-

ALES ilk bahar dönemi 10 Mayıs’ta yapılacak. Sınav, Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kars, Kayseri, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Niğde, Sakarya, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Van, Zonguldak, Lefkoşa ve Bişkek’te gerçekleştirilecek.

Adaylar sınavda sayısal ve sözel bölüm üzerinden gerçekleştirilecek. Türkçe yapılacak sınavda her aday için sayısal, sözel ve eşit ağırlıklı olmak üzere üç ayrı puan türü hesaplanacak ve sonuçlar adayların adreslerine gönderilecek.

KPSS’de 2 soru iptal edildi

Pazartesi, Mart 9th, 2009

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 2008-Kamu Personeli Seçme Sınavı’nın (KPSS) Eğitim Bilimleri Testi’nde yer alan 2 soruyu iptal etmesi konusunda, “Konuyu araştıracağız, hukukçulara soracağız. Ne yapmamız gerekiyorsa onun gereğini yapacağız” dedi.
Yarımağan, AA muhabirinin sorusu üzerine, mahkemenin kararının henüz kendilerine tebliğ edilmediğini belirtti. Yarımağan, “Konuyu araştıracağız, hukukçulara soracağız. Ne yapmamız gerekiyorsa onun gereğini yapacağız. Şu
aşamada bir yorum yapamıyorum” diye konuştu. Bu sınav sonuçlarına göre yerleştirme yapıldığını kaydeden Yarımağan, “Sınav sonuçlarının 2 yıl geçerli olacağını” kaydetti. “Bu sınavın sonuçları daha da kullanılacak” diyen Yarımağan, hukukçuların vereceği karar doğrultusunda gerekeni yapacaklarını ifade etti. KPSS’deki Eğitim Bilimleri Testi oturumuna öğretmen adayları katılıyor.

11. ve 97. sorular iptal

Ankara 10. İdare Mahkemesi, 28-29 Haziran’da yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS)’nin 2 sorusunu iptal etti.

Yayınevi sahibi Cemali Arslan, KPSS’nin eğitim bilimleri testinin A kitapçığındaki 11, 24, 27, 40, 64, 66, 68, 81, 87, 89, 97, 104 ve 107. sorularının yanlış ve hatalı hazırlandığını iddia ederek iptali ve soruların iptali halinde eğitim bilimleri testinin bütünüyle iptali istemiyle Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde dava açmıştı.

Davayı sonuçlandıran İdare Mahkemesi, yaptırdığı bilirkişi incelemesi doğrultusunda, A kitapçığının 11. ve 97. sorularının, “Soru tekniği ve ilkelerine aykırılık teşkil ettiği ve bu soruların iptalinin gerektiği, diğer sorularda herhangi bir hata ve soru tekniğine aykırılık bulunmadığı” sonucuna vardı.

Kararda, 11 ve 97. soruların hatalı olduğu ve iptalinin gerektiği diğer soruların iptali gerekmediğinden, testin bütünüyle iptalini gerektirecek bir konunun bulunmadığı kaydedildi.

Bilirkişi raporunda, 11. sorunun soru kökü incelendiğinde ve cevap seçenekleri dikkate alındığında net bir cevaba ulaşılamadığının görüldüğü, soru köküyle doğru seçenek olan B seçeneğinin tutarlı olmadığının anlaşıldığı belirtildi. Raporda, 97. sorunun ise iki doğru cevabının bulunduğu, bu nedenle söz konusu iki sorunun iptal edilmesi yönünde görüş bildirildi. Bilirkişi raporunda,
iptali istenen diğer 11 sorunun ise iptalini gerektirecek şartların oluşmadığı ifade edildi.

ÖSS’de eski mezuna kötü haber!

Pazar, Mart 8th, 2009

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ÖSS ile ilgili olarak bu yıl ”zaman zarlığından” dolayı büyük bir değişiklik yapılmayacağını belirterek, ”Ama ufak tefek değişiklikler yapabiliriz. Bu değişiklikler için bir komisyon çalışıyor, henüz çalışmalarını tamamlamadı” dedi.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan da 2009-ÖSS’de yöneltilecek soruların yenilenen lise müfredatı göz önünde bulundurularak hazırlanacağı belirterek, ”Biz bu sene soruları hazırlarken şu anda son sınıfta olanların son 3 yılda okudukları derslere göre soruları hazırlıyoruz. Örneğin 2 yıl önce mezun olan bir aday okumadığı bir dersten sorularla karşılaşabilir” diye konuştu.
YÖK Başkanı Özcan ve ÖSYM Başkanı Yarımağan, 2009-ÖSS’ye ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

2009-ÖSS’de adayları ne gibi değişikliklerin beklediği sorusuna Özcan, ”ÖSS ile ilgili bu sene maalesef vakit darlığından dolayı çok ciddi, büyük bir değişiklik yapamayacağız ama ufak değişiklikler yapabiliriz” yanıtını verdi.

Bu değişikliklerin neler olacağı sorusu üzerine Özcan, ”Onu şimdi söylemek istemiyorum. Bu değişiklikler için bir komisyon çalışıyor. Komisyonun çalışmaları, hazırlıkları henüz tamamlanmadı” dedi.
”Bu değişikliklerden biri katsayı mı?” sorusu üzerine Özcan, şöyle konuştu:

”Öyle değil. Bütün alternatifleri önümüze getirecekler. Biz onlardan çok geniş kapsamlı bir çalışma istedik. Sadece alan, ağırlıklar değil, başka türden yapılabilecek iyileştirmeler varsa onları da Genel Kurul’un dikkatine sunmalarını istiyoruz. Genel Kurul’un da onlardan en iyisini seçmesini bekliyoruz. Henüz sunmadılar. Ama sonuna doğru geldiler.”

Yapılacak değişikliklerin adaylara ne zaman duyurulacağı yönündeki soruya Özcan, ”Çok önemli şeyler değişmeyeceği için son dakikaya kadar bekleyebilirsiniz. Bu sene ÖSS’de ciddi bir şeyler beklememek lazım, zamanın azalması yüzünden. Ama ciddi değişiklikler yapacaksanız onu 1 yıl önceden duyurmak lazım. Köklü değişiklikler olursa ancak 2010 yılında olur. 2009′da ufak tefek değişiklikler olabilir” karşılığını verdi.
Milli Eğitim Bakanlığının lise müfredatını değiştirdiğine işaret eden Özcan, ÖSS’de soruların yeni müfredat doğrultusunda hazırlanacağını kaydetti.
ÖSS’de yapılacak değişikliklerle ilgili çalışan komisyonda Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinin de bulunduğunu belirten Özcan, komisyon çalışmalarını tamamladıktan sonra Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile de görüşeceğini ifade etti.

2009-ÖSS 14 HAZİRAN’DA

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Yarımağan, 2009-ÖSS’nin 14 Haziranda yapılmasının planlandığını, başvuruların da Şubat ayının ortalarında başlayacağını kaydetti.

Lise müfredatındaki değişikliklerin 2009-ÖSS’de sorulara nasıl yansıyacağının sorulması üzerine Yarımağan, sınavda testlerin kapsamına ilişkin daha önce açıklama yaptıklarını anımsattı.

Yarımağan, şöyle konuştu:”Bizim ÖSYM olarak ana ilkemiz şu: Biz bu yıl soruları hazırlarken, bu yıl mezun olanları öncelikle dikkate alıyoruz. Bu adayların okudukları derslerle ilgili bilgileri Milli Eğitim Bakanlığından aldık. Bütün kitapları, programları aldık. Soruları buna göre hazırlıyoruz. Ama ufak tefek şeyler dışında çok köklü değişikler yok.

Özetle, biz bu sene soruları hazırlarken şu anda son sınıfta olanların bu yıl, geçen yıl, 2 yıl önce, son 3 yılda okudukları derslere göre soruları hazırlıyoruz. Yani hep son sınıflara göre hazırlanır. Müfredatta değişiklik olursa örneğin 2 yıl önce mezun olan bir aday okumadığı bir dersten sorularla karşılaşabilir. Çünkü bu sene son sınıfta olanlar okumuşlardır onu. Yani ders düzeyinde olmasa bile konu düzeyinde değişiklikler olabilir.”

”ESKİ ADAYLAR BİRAZ DEZAVANTAJLI”

”Bu durumda eski adaylar dezavantajlı durumdalar mı?” sorusuna Yarımağan, ”Biraz dezavantajlı olabilirler” dedi.

Psikoloji sorularına ilişkin eleştirilerde bulunulduğunu söyleyen Yarımağan, bu soruların ”Sosyal-2” testine dahil edildiğini anımsattı. Yarımağan, şunları kaydetti:

”Psikoloji ile ilgili sorun üniversitelerden kaynaklanıyor. Psikoloji bir sosyal bilimdir. Dolayısıyla sosyal bilimlerden gelen öğrencileri almaları lazım. Üniversiteler diyorlar ki (Türkçe-Matematik’ten gelen öğrenciler daha iyi öğrenci, onları alalım). Bu nedenle puan türünü eşit ağırlıklı yaptılar. Ama bu puan türü (Türkçe-Matematik) alanının puan türü olduğu için bu alandaki öğrenciler psikoloji okumadan geliyorlar. Hep eleştiriyorlar (Psikoloji bölümüne gelecek öğrencilere psikoloji sorusu sorulmuyor) diye. Sorulmuyor çünkü bu bölüme eşit ağırlıklı puanla almak istiyorlar, bu puan türü de Türkçe-Matematikçilerin puanı.”

Yarımağan, ”Analitik Geometri”nin fen bilimleri alanında zorunlu ders haline getirildiğini, bu nedenle 2009-ÖSS’de bu dersten ”Sayısal-2” alanında sorular yöneltileceğini söyledi.

ÖSS’de soru sayısı değişti..!!

Pazar, Mart 8th, 2009

14 Haziran 2009’da gerçekleştirilecek ÖSS’de, bazı derslerin soru sayılarında küçük değişiklikler yapıldı. Bazı bölümlerde azalma bazılarında ise artış oldu.

2009-ÖSS’de, sadece bazı testlerin soru sayılarında değişiklik yapıldığını belirten ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, sınavdaki toplam soru sayısında ise herhangi bir değişiklik olmadığını, sadece testlerin kendi içlerindeki derslere göre soru sayısında düzenlemeye gidildiğini söyledi. “Sınavdaki testlerin kapsamı” konusunda daha önce kamuoyuna açıklamada bulunulduğunu anımsatan

Yarımağan, şunları kaydetti: “2009-ÖSS’de adaylara yöneltilecek soru sayıları Fen-1 ve Fen-2 testlerinde Biyoloji’de 8’den 10’a, Kimya’da 9’dan 10’a çıktı, Fizik’te 13’den 10’a indi. Yani Fizik, Kimya ve Biyoloji soru sayıları eşitlendi. Soru sayısı Edebiyat’ta 17’den 20’ye, Coğrafya’da 8’den 10’a çıktı. Tarih, Coğrafya yani Sos-2 testi değişmedi. Psikoloji soruları, Edebiyat-Sosyal’in içinden sadece Sos-2 testine alındı ve bu nedenle soru sayılarında farklılık oldu.”

Yarımağan, bu değişikliğin, 4 yıllık ortaöğretim müfredatındaki bazı değişikliklerden ve haftalık ders programından kaynaklandığını ifade etti.

SORULARI BUGÜNKÜ MÜFREDATA GÖRE HAZIRLIYORUZ
“Değişikliklerden geçmiş yıllarda mezun olan adayların olumsuz etkilenip etkilenmeyecekleri” sorusu üzerine Yarımağan, şunları söyledi:

“Müfredatta konular itibarıyla ne kadar değişiklik var o detayları bilmiyorum ama çok fazla mağdur olmaları söz konusu değil. MEB’in yaptığı değişiklikler en azından biçimsel yönden değişiklikler… Mesela eskiden coğrafya derslerinin isimleri Ülkeler Coğrafyası, Türkiye Coğrafyası gibi adlandırılırken şimdi bütün bu derslere sadece Coğrafya diyorlar. Biz de ona uygun değişiklikler yapmak zorunda kaldık. Mesela, geçen seneki testin kapsamına Ülkeler Coğrafyası diyorduk, bu sene sadece Coğrafya dedik.

Biz tabii sorularımızı mevcut müfredata göre sorarız. Mesela 10 yıl önce okutulmayan bir konu bugün okutulmaktadır, dolayısıyla biz oradan soru sorarız. Biz sorularımızı bugünkü mevcut müfredata göre hazırlıyoruz. Yıllar itibarıyla özellikle uzun dönemlerde bazı değişiklikler olmuşsa geçmiş yıllarda mezun olan adayların buna dikkat etmeleri lazım.”

ADAY SAYISI AZALIR
Bu yıl ÖSS’ye başvuracak aday sayısında azalma olacağını tahmin ettiğini kaydeden Yarımağan, şöyle konuştu:

“Geçen yıl kontenjanlarda biraz artış oldu. O artış nedeniyle üniversitelere yerleştirdiğimiz aday sayısı arttı. Dolayısıyla eski mezunlardan bekleyen kitlede bir azalma oldu. Yeni mezunlardan başvuracaklarda ise bir farklılık olmaz. Yeni mezun sayısının yine 800 bin dolayında olacağını tahmin ediyorum. Fakat eski yıllarda mezun olup sınava girenlerin sayısında bir azalma olacağını, dolayısıyla toplam sayının 1.5 milyon civarında belki altında olacağını tahmin ediyoruz.”

ÖSS’ye başvurmak için bekleyen geçmiş yıllardaki mezunlardan ne kadar azalma beklendiği şeklindeki soruya Yarımağan, “Bir önceki yıla göre 150-200 bin dolayında bir azalma olacağını tahmin ediyorum” yanıtını verdi.

ŞİFRE UYARISI
Yarımağan, ÖSS’ye yeni başvuracak adayları, kendilerine verilecek şifre konusunda uyardı. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi’ne (ÖSYS) başvurduklarında adaylara bir şifre verildiğini belirten Yarımağan, şunları kaydetti:

“Bu şifre son derece önemli. Adayların, gerek internete girerek bilgilerini kontrol etmeleri, gerek tercihleri internet üzerinden yapmaları, gerekse daha sonraki yıllarda girecekleri sınavlar için hep aynı şifre gerekli. Şifrelerini kaybetmemelerini istiyoruz. Şifresini kaybeden adaylar hem kendileri sıkıntı çekiyor hem biz çekiyoruz. Dolayısıyla şifresini alan adayın hem bunu kimseye göstermemesini hem de kendisinin kaybetmeyeceği şekilde sağlıklı biçimde saklamasını öneriyorum. Nasıl banka hesaplarımızla ilgili şifreleri saklıyorsak adaylar için de ÖSYM şifresi son derece önemli, kredi kartı şifresi gibi.

Aksi halde sonradan şikayetler alıyoruz. Kaybeden, unutan adayların şifreyi alabilmek için sınav merkezi yöneticiliklerine gitmeleri lazım. Her ilçede sınav merkezi yöneticiliği yok. Mesela şu anda İstanbul’da şifre almak için Üsküdar’a gidiyorlar. Adayın Bakırköy’de oturduğunu düşünün, Üsküdar’a gidip şifre alması bir gününe mal olur.”

Söz konusu şifreyi daha önce internet üzerinden veya dilekçeyle başvuru halinde adaylara verdiklerini anlatan Yarımağan, ancak bazı sorunlarda karşılaştıklarını dile getirdi. Yarımağan, şöyle devam etti:

“Adayların birbirinin yerine şifre alıp, onların yerine tercih yapmaları gibi örnekler oldu birkaç tane. Bu, hukuki sorun yaratıyor. Adaylar bundan çok olumsuz etkileniyorlar. Şifresini kaybedenlere, şifreyi adayı bizzat görerek veriyoruz. Yani şahsen başvurmaları gerekiyor. İnternet üzerinden şifre verirken, adını soyadını TC kimlik numarasını soruyorduk. Bu bilgileri elde etmek zor değil. O zaman da aday diyor ki ‘Ben tercih yapmadım bir başkası benim yerime yapmış’. Bu tip tartışmalı durumdan kurtulmak için şifreyi bizzat adaya veriyoruz. Onun için de sınav merkezi yöneticiliğimize gitmesi gerekiyor.”

Yarımağan, adayların söz konusu şifreyle internet üzerinden, belge gerektiren bilgiler dışındaki bilgileri, sınav yeri ve adres bilgilerini değiştirebildiklerini ve tercih işlemlerini gerçekleştirebildiklerini anlattı. Yarımağan, “Adaylara internet üzerinden birtakım kolaylıklar sağlıyoruz ama bu kolaylıkların adayların canını yakmaması için herkesin şifresine sahip olması gerekir. ÖSYM ile ilişkileri olduğu sürece bu şifreye ihtiyaç duyacaklar” diye konuştu.

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2009-ÖSS’ye başvuru süresinin 27 Martta sona ereceğine işaret ederek, adayların son günü beklemeden başvurularını yapmalarını istedi.

İki Aşamalı ÖSS kabul edildi.2010 dan itibaren uygulanacak…

Pazar, Mart 8th, 2009

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 2010 yılında yapılacak olan Öğrenci Seçme Sınavı’nın (ÖSS) iki aşamalı olacağını açıkladı.

YÖK Genel Kurulu toplantısı sona erdi. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkanlığında yapılan toplantının ardından yazılı bir açıklama yapıldı.

Açıklamada, ortaöğretimden yükseköğretime geçişte iki aşamalı sınav yapılacağı belirtilerek, sınavın birinci aşamasının Yükseköğretime Geçiş Sınavı olarak adlandırılan ortak ve tek bir sınav olacağı ikinci aşamasının da Lisans Yerleştirme Sınavları olarak adlandırılan 5 sınavdan oluşacağı belirtildi.

Yükseköğretime Geçiş Sınavı’na orta öğretimi başarıyla tamamlayan ve yükseköğrenim görmek isteyen kişilerin tabi tutulacağı, yükseköğretime geçiş için yeterliği ölçen bir sınav olduğu kaydedilen açıklamada bu sınavın adayların açıköğretim programları ile örgün ön lisans programlarına yerleştirilmesinde esas alınacak olan başarı puanını, lisans programlarına yerleştirilebilmesi için yapılacak Lisans Yerleştirme Sınavlarına girebilmeleri için aranan asgari başarı puanını belirleyeceği bildirildi.

Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda orta öğretimde okutulan ortak derslerin yükseköğretim açısından temel ve belirleyici olanlarından soru sorulacağı belirtilerek, bu sınavın Türkçe (dil ve anlatım), temel matematik, sosyal bilimler ve fen bilimleri alanlarında test usulüyle yapılacağı ifade edildi.

Lisans Yerleştirme Sınavlarının ise adayların ders düzeyindeki bilgi ve yeteneklerini ölçen ve açıköğretim dışındaki örgün lisans programlarına yerleştirmede esas alınacak başarı puanını belirleyen sınavlar olacağı kaydedilen açıklamada,

Lisans Yerleştirme Sınavlarının da
Matematik, Geometri Sınavı (LYS 1),
Fen Bilimleri (Fizik, Kimya, Biyoloji Sınavı) (LYS2),
Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya 1 Sınavı (LYS3),
Sosyal Bilimler (Tarih, Coğrafya, 2, Felsefe grubu) Sınavı (LYS 4) ve
Yabancı Dil Sınavı (LYS 5) olmak üzere beş alanda yapılacağı belirtildi.

Bu sınavlar kapsamına birden fazla dersin yer alması halinde adayın her bir ders için aldığı puanın ayrı ayrı hesaplanacağı ifade edilen açıklamada,

“Lisansa Yerleştirme Sınavlarında alınan puanlar, Matematik-Fen (MF), Türkçe-Matematik (TM), Türkçe-Sosyal (TS), Yabancı Dil (YD) olmak üzere dört grupta hesaplanır. Bunlardan Matematik-Fen (MF), grubu puan için Matematik, Geometri Sınavı (LYS 1) ve Fen Bilimleri (Fizik, Kimya, Biyoloji) Sınavına (LYS 2), Türkçe-Matematik (TM) grubu puan için Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya 1 Sınavı (LYS 3) ve Sosyal Bilimler (Tarih, Coğrafya 2 Felsefe Grubu) Sınavına (LYS 4), Yabancı Dil (YD) puanı için sadece Yabancı Dil Sınavına (LYS 5) girilmesi şarttır. Bunlardan her bir gruba giren puanın hesaplanmasında, Yükseköğretime Geçiş Sınavındaki Temel Matematik ve Türkçe testleri belli oranda dikkate alınır. Bu puan türlerinin her birinde ayrıca MF1, MF2, MF3 veya TM1, TM2, TM3 veya TS1, TS2, TS3 veya YD1, YD2, YD3 gibi tasnifler oluşturulabilir” denildi.

Yeni ÖSS sistemi neler getirecek ?

Pazar, Mart 8th, 2009

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010′da geçilecek yeni üniversiteye giriş sistemi ile ilgili olarak, “Aynı derslerden aynı biçimde sorular sorulacak. Hiçbir ek konu yok. Soru sayısı biraz fazla olacak. Yeni sistem öğrencinin lehine.” dedi

“Sınav sistemi değişti, meslek liseliler istedikleri yere girecekler” şeklindeki değerlendirmenin ise doğru olmadığını söyleyen Yarımağan, “Meslek liseliler için beklentiler çok ileri gitmemeli.” diye konuştu. Yarımağan, yeni sistem ile açık uçlu sorular ile sınav yapmanın alt yapısının da oluşturulduğunu aktardı.

Prof. Dr. Yarımağan, CİHAN’a 2010 yılında uygulamaya konacak üniversiteye giriş sistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Mevcut sistemde iki aşamanın tek bir oturumda gerçekleştiğini hatırlatan Yarımağan, bunun bazı sakıncaları da beraberinde getirdiğine dikkat çekti.

Yarımağan, “Öğrenci, 3 saatlik sürede 180 soruya cevap veriyor; ama bu sorular 10-15 ders ile ilgili. Örneğin; öğrenci 10 dakika Tarih, 15 dakika Coğrafya, arkasından 5 dakika Felsefe, biraz Fizik, Kimya, Biyoloji, Psikoloji, Sosyoloji düşünüyor. Bu durum ise ölçme açısından sağlıklı değil.” dedi.
Yeni sınavın bu noktada kolaylık getireceğini kaydeden Yarımağan, “Çocuk bilecek ki, bu sınavda sadece Matematik ve Geometri sorularına yanıt verecek. Kendini bu psikolojiye hazırlayacak.” diye konuştu.

“SORU SAYISI ARTIRILARAK, ÖĞRENCİNİN DERS DÜZEYİNDEKİ BAŞARILARI BELİRLENECEK”

Mevcut sistemdeki olumsuzlukların bir diğerini ise ders gruplarının başarısını ölçmek olarak açıklayan Yarımağan, “Hiçbir zaman Fizik, Kimya, Biyoloji başarısını ayrı ayrı ölçmüyoruz. Fizik ve Biyoloji başarılarını aynı kefeye koyuyoruz. Oysa bazı programlar için fizik başarısı daha önemlidir, bazı programlar için Biyoloji başarısı.” ifadesini kullandı.

Yarımağan, şunları dile getirdi: “Bugünkü sistemde SAY 2 puanı; tıpta, hemşirelikte, matemeatik- fizik- biyoloji bölümünde kullanılıyor. Oysa bu programlar için gerekli olan bilgi ve yetenek birbirinden oldukça farklı olabilir. Örneğin bilgisayar mühendisliğine giden öğrencilerin Kimya, Biyoloji bilgilerinden çok, belki Fizik bilgileri, Mantık bilgileri artı dil bilgileri önemlidir. Tıpa giden öğrenci için Biyoloji ve Kimya bilgileri ön planda olabilir. Biz bu gün aynı ölçüyü kullanırken, yeni sistemde bu programlara giderken farklı ölçüler kullanacağız.

Yani puan türünü çok artıracağız. Puanları hesaplarken de ders başarılarını kullanacağız. Örneğin belli bir puan türünde fiziğin ağırlığı yüzde 20 olacak, Kimyanın ağırlığı yüzde 10 olacak. Bir başka puan türünde ise tersine Biyolojinin ağırlığı fazla olacak, Matematiğin ağırlığı biraz daha az olacak. Her yüksek öğretim programının ihtiyacı için veya her yükseköğretim programı grupları için farklı puan türleri tanımlayarak, öğrencilerin seçme ve yerleştirme işlemlerinin daha sağlıklı olarak yapılmasını sağlamaya çalışacağız.”
Yarımağan, bu konular ile ilgili YÖK’ün üniversitelerin görüşlerini de alarak karar vereceğini anlattı.

“AYNI DERSLERDEN AYNI BİÇİMDE SORULAR SORULACAK”

Öğrencilerin hazırlanması açısından mevcut sistem ile yeni sistem arasında hiçbir fark bulunmadığını aktaran Yarımağan, “Öğrenci hangi alanlardaki programa gitmek istiyorsa, onunla ilgili derslerini iyi öğrenecek. Yani Fen mühendisliğe gitmek istiyorsa; Matematik ve Fen dersleri ağırlıklı olarak değerlendirilecek.” şeklinde konuştu.

Yarımağan, şunları dile getirdi: “Aynı derslerden aynı biçimde sorular sorulacak. Hiçbir ek konu yok. Sadece mesela, MAT 2 testi, bir sınavdaydı; biz onu oradan çıkardık. MAT 2 Testini ayrı bir sınav yaptık. Öğrneğin Haziran’da öğrenciler bugünkü MAT 2 testi yerine ayrı bir sınava girecekler. Lise müfredatında olan sorular sorulacak. Soru sayısı biraz fazla olacak. Öğrenciye de 2 puan hesaplıyoruz. Bir Matemetak bir Geomerti puanı hesaplayacağız. Bugünkü sistemde ise Matematik ve Geometriyi karıştırıp, tek bir puan olarak hesaplıyorduk. Niye böyle bir ayrışmaya gittik? Belki Mimarlık fakültesine girerken; Geometri Matematiğe göre daha önemli. Mimarlık ve benzeri programlara girerken kullanılan puan türünde, Geometrinin ağırlığı daha fazla.”

“VELİLERDEN ŞİKAYET GELDİ AMA HİÇBİR ŞEY ALT ÜST OLMUYOR”

Yeni sistemin açıklanmasının ardından bazı velilerden, “Çocuğum bir buçuk yıl sonra sınava girecek. Bugünkü sisteme göre hazırlığımızı yapmıştık. Her şey alt -üst oldu” şeklinde yakınmalar geldiğini aktaran Yarımağan, “Hiçbir şey alt - üst olmuyor.” dedi.

Öğrencinin alan seçmesinde ya da hazırlanmasında hiçbir fark olmadığını aktaran Yarımağan, “Tek fark öğrenci tek sınav yerine, ayrı zamanlarda üç sınava girecek. Daha rahat bir ortamda, daha çok soru cevaplayacak. Bunun öğrencinin lehine olduğunu düşünüyorum.” ifadesini kullandı.

“MESLEK LİSELİLER İÇİN BEKLENTİNİN ÇOK İLERİ GİTMEMESİ LAZIM”

“Beklentilerin büyük olmasından kuşku duyarım.” diyen Yarımağan, “sınav sistemi değişti, meslek liseliler istedikleri yere gidecekler biçimindeki” bir değerlendirmenin doğru olmadığını vurguladı.

Yarımağan, “Bir kere, bu ikinci sınavda (Lisansa Yerleştirme Sınavları) soracağımız gerek matematik, gerek fen, gerekse sosyal bilimler soruları, öğrencileri lisans programlarına hazırlayan, genel lisenin müfredatına dayalı olacak. Buradaki matematik testinde, meslek lisesinden mezun olan bir öğrencinin başarılı olma şansı çok yüksek değil. Ama, teknik liseden gelen… Bildiğim kadarıyla teknik liseler, lise fen koluyla eşit dersleri okuyorlar.
Teknik liseden gelen bir öğrencinin Fen ve Matematik testlerinde başarılı olup, sınavdan iyi bir derece elde etmesi mümkün olabilir, ama örneğin endüstri meslek lisesinin belirli bir alanından gelen öğrencinin o düzeyde başarılı olma şansı yoktur. Meslek liseliler için beklentilerin çok ileri gitmemesi lazım. Tabiiki, çok başarılı meslek liseliler, önlerinde katsayı farklılığından doğan bir engel yok ise veya bu engel küçük ise… Ama bu engel hiç olmasa bile, yani katsayı eşit uygulansa bile, müfredat nedeniyle, okulun amacı nedeniyle meslek liselilerin lisans programlarına gitmesinde zaten zorluk var.
En çekindiğim konu şudur: Diyelim bir meslek liseli öğrenci, bir mühendislik programına gitmek için, matematik ve fen testlerine cevap vermesi lazım. Oysa liselerde okutulan matematik ve fen derslerinin tümünü o meslek lisesinde okumadıysa, bir kısmını eksik okuduysa, bu açığını gidermek için dershaneye giderse, dershaneye gitmesine rağmen başarılı olma ihtimali çok yüksek olmadığı için, hayal kırıklığına uğrayabilir. Zaten meslek lisesinin amacı öğrenciyi mühendisliğe hazırlamak değildir.

Eğitimini başından beri bütünlük içinde gören öğrenci ile böyle tamamlama eğitimi ile eksiklerini gidermeye çalışan öğrencinin durumu birbirinden farklı olur. Öbür öğrenci girişten itibaren belli bir bütünlük içinde. birbiri ile ilişkileri ile öğrendiği için, o bilgileri daha iyi hazmetmiştir. Eksiğini dershanede kısa sürede gidermeye çalışan öğrenci, aynı şansa sahip değildir. Sınav sistemi değişti herkes her istediği yere gidecek, şeklindeki beklenti, bence gerçeği yansıtmıyor. Ve öğrencilerde gerçekçi olmayan bir beklenti oluşturabilir. Ben bunu tehlikeli bulurum.”

“ORTAÖĞRETİM BAŞARISININ SINAV PUANINA NASIL KATILACAĞINA YÖK KARAR VERECEK”

Başkanı Yarımağan, 0.3 ve 0.8 katsayıları ile ilgili ise, ortaöğretim başarısının bir şekilde yerleştirme puanına dahil edilmesi gerektiğini kaydetti.
Yarımağan, “Sınav puanı belirlendikten sonra, bunun üzerine, ortaöğretim başarı puanı bir türlü, belirli bir katsayı ile çarparak, eklenmesi lazım. Ama bu farklı katsayılar ile çarpılır, aynı katsayılar ile çarpılır, bugünkü katsayılar aynen korunur ya da değiştirilir… Yasa diyor ki, üniversiteye girişte ortaöğretim başarısı belirli bir biçimde dikkate alınır. Dolayısı ile katmak zorundayız. Yasa değişitirilmediği sürece katılması gerekli; ama nasıl katılacağı YÖK’ün yetkisinde. O konuyla ilgili bir karar ise alınmadı.” dedi.

“ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 99′U SINAVLARIN İKİSİNE VEYA BİRİNE GİRECEK”

Mevcut sistemde öğrencilerin istedikleri alandaki testleri cevaplayabildiklerini hatırlatan Yarımağan, “Ama bunun üzerine ortaöğretim başarı puanı düşük bir katsayı ile eklendiği için, şansı çok düşük oluyor. Bugünkü sistemde de isteyen aday MAT 2 testini, isteyen aday FEN 2 testini cevaplıyor. Yeni sistemde de 5 sınav. Bu sınavın saatlerini ayrı ayrı günlere koyacağız. Normal koşullarda, öğrencilerin yüzde 99 u bu sınavların ikisine veya birine girecek. Sadece yabancı dil puanı ile öğrenci alan programlara gitmek isteyen birine girecek. Büyük kısmı ikisine girecek. Ama içlerinden üçüne girenler az miktarda olabilir. Veya kendini denemek isteyen, değişik düşüncesi olup ta beş sınavın beşine de girmek isteyen çok az sayıda öğrenci olabilir. Ben bunları istisna olarak değerlendiriyorum.” dedi.

“BU SİSTEMDE DERSHANEYE İLGİ ARTMAZ YA DA EKSİLMEZ”

Sınav sayılarının artmasının dershaneye ilgiyi artıracağı anlamına gelmeyeceğini söyleyen Yarımağan, “Bugünkü sistemde 10 fizik sorusu soruyarsak, yeni sistemde belki 40 fizik soru soracağız. 10 fizik sorusu yerine 40 fizik sorusu soracağız diye, öğrencinin dört katı fazla çalışmasına gerek yok… Sınavlar iki ay içinde yapılacak. Mesela ilk sınava Nisan ayında, ikinci sınava Haziran’ın 20’sinde ve 25′inde girecek. Ortaöğretimde yapıldığı gibi, lise1, lise 2, lise 3′te bir sınav, liseyi bitirdikten sonra bir sınav yaparsanız, öğrenci dört yıl dershaneye gitme ihtiyacı duyabilir. Biz bütün sınavları lise bitiminde yapıyoruz.

Cevaplayacağınız soru sayısının artması, hazırlanma sürecinde değişiklik yapmanız anlamına gelmez. Üç soru için 3 saat çalışıyorsanız, 6 soruya cevap vermek için 6 saat çalışmazsınız, yine 3 saat çalışırsınız. Dolayısı ile bu sistemin dershaneye olan ihtiyacı artırması ya da eksilmesi gündemde olmamalı.” dedi.

“AÇIK UÇLU SORULARLA SINAV YAPMANIN ALT YAPISI OLUŞTURULUYOR”

Yarımağan, yeni sistem ile açık uçlu sorular ile sınav yapmanın alt yapısının oluşturulduğun aktardı.

“Bu sistemin ikinci çıkış noktası, hemen olmasa bile birkaç yıl sonra açık uçlu sorularla sınav yapmanın alt yapısını oluşturalım.” diyen Yarımağan, “1.5 milyon kişinin girdiği bir sınavda, açık uçlu soru sormak mümkün değil. Ama sınavları birbirinden ayırdığımızda, bizim beklentimiz, Matematik sınavına yaklaşık 500 bin kişi girecek, Fen sınavına 300 bin kişi girecek. 300 bin kişiye yaptığımız bir sınavda, açık uçlu soru sorabiliriz. Kısa cevaplı, açık uçlu sorular sorabiliriz.” şeklinde konuştu.

Dünyada bütün sınavlarını çoktan seçmeli test usulü ile yapan tek ülkenin Türkiye olduğunu kaydeden Yarımağan; bu nedenle öğrencinin sentez yeteneğinin hiç gelişmediğini, analiz yeteneğinin ise kısmen geliştiğini belirtti. Yarımağan, “Dolayısı ile öğrenci üniversiteye yetersiz gidiyor.” dedi.
Açık uçlu sorularda, öğrenciden nasıl düşünüp, hangi işlemi yapıp, hangi sonucu bulduğunu yazmasının beklendiğini aktaran Yarımağan, değerlendirmenin de objektif bir biçimde yapılabildiğini söyledi.

Yarımağan, şöyle devam etti: “Örneğin, biz bugün test sorularında ‘şu koşullarda şu kadar parayı bankaya yatırırsanız, üç ay sonra ne kadar faiz elde edersiniz’ diyoruz. Altına da şık olarak yazıyoruz: 200 lira, 300 lira, 500 lira. Açık uçlu olduğunda, buna benzer küçük bir soru yine sorulabilir ama altına şıklar yazılmaz. Öğrenciden şu beklenir: Aylık faiz şu kadar olduğu için, bir yıl içinde şu kadar faiz getirir. İkinci yıl da şu kadar faiz getirir. Bunun toplamı da şudur. Yani, belki üç satır ile cevap verecektir. Bunun değerlendirmesinde de öğretmenler için talimat hazırlanıyor. Şu ara sonucu yazana bir puan, şu ara sonucu yazana iki puan, ana sonucu yazana da 3 puan. Toplam sorunun cevabı 5 puan.

Kime 5 puan, kime 2 puan, kime 3 puan verileceği kesin kes belli. Şu savaşın sonunda kimler arasında hangi anlaşma yapılmıştır diyorsunuz. Bir hangi devletler arasında yapıldığını yazmasını istiyorsunuz, bir tarihini istiyorsunuz, bir de belki onun ile ilgili bir sonuç istiyorsunuz. Öğrenciden beklediğiniz üç bilgi vardır. O üç bilginin her birinin değerinin ne olduğu da bellidir. Değerlendirme talimatlarını yazarak, öğretmenlere dağıtıyorsunuz. Bu şekilde bir öğrencinin kağıdını iki öğretmene okutuyorsunuz, tabi kimlikleri gizli.
Onlardan gelen sonuçlar birbiri ile tutarlı olursa o sonucu kabul ediyorsunuz. İki öğretmenden farklı sonuçlar gelirse, o zaman üçüncü bir öğretmen veya bir jüri tarafından okunuyor. Yani değerlendirme sağlıklı bir şekilde oluyor. Birkaç yıl sonra, bilemiyorum bundan sonraki yönetimler ne yönde karar alacaktır, ne şekilde gelişecektir; ama birkaç yıl sonra açık uçlu soruların da yer alacağı bir sisteme geçilebilir. Bu sistem, o alt yapıyı da kuruyor.”

Açık uçlu sorulardan öğrencilerin korkmaması gerektiğini dile getiren Yarımağan, “Bugünkü sistemden çok farklı değil. ama bence olumlu etkileri olacaktır. Bütün sınavların hepisini de açık uçlu yapmak şart değil. Bazı sorular gene çoktan seçmeli olabilir. Ama her şeyin çoktan seçmeli olması, eğitim üzerinde olumsuz etki yapıyor. Biz bunları önlemek istiyoruz.” dedi.

Matematikçiler - Ödev Arsivi - Secme Sinavi - Anında Tercüme  - İnteraktif Çeviri - Oyun - İzmirden Haber - Karabaglar